
Gökhan ÖZTÜRK
ANKARA
Tel: 0505 234 36 67
gokhanozturk67@hotmail.com
gokhanozturk67@gmail.com
| Alış | Satış | ||
| Dolar | ![]() |
1.4994 | 1.5066 |
| Euro | ![]() |
1.9241 | 1.9334 |
| Bugün: | 8 |
| Dün: | 159 |
| Toplam: | 52170 |
Gurbette özledim köyüm Hamas’ı
Soğuktur suları serin havası
Ocakta kaynayan kuymak tavası
Burnumda tütüyor dumanın Hamas.
Çilhoroz dağının duruşu heybet,
Meydan gediğinden alemi seyret.
Çat, Sekimeşe, Kayınlı,Hümmet.
Sayamam burada tamamın Hamas.
Serin eser Kavaklığın yelleri,
Bir başka güzeldir Turna gölleri,
Çocukluk çağımın bayram günleri,
Özledim düğünün bayramın Hamas.
Ördekler yüzüyor Karagöl’ünde,
Kağnılar gıcırdar yayla yolunda,
Hayvan otardığım yaylım yerinde
Ne kadar güzelmiş zamanın Hamas.
Hıngeli, mantısı Tatar böreği,
Ketesi, pağacı, sütlü çöreği,
Ne güzel yapılır Karın kaymağı
Bir daha yeseydim dönerin Hamas.
Baharın müjdesi Çoban çiçeği,
Gernoşa, Ağun, Gelin Düğmesi,
Kuşburnu, Lilik, Yaban Çileği,
Nasipse yiyeyim Sarolun Hamas.
Dereler sel olmuş köpürüp çağlar,
Sürüler meleşmez tenhadır dağlar.
Köyünden ayrılan ah çekip ağlar
Dönmüyor nedense göçenin Hamas.
Okulun kapalı sokaklar ıssız.
Duvarlar yıkılmış evler sahipsiz.
Minber boyun eğmiş, mihrabı sessiz.
Kalmadı kimsesi caminin Hamas
Çeşmeler akıyor içeni yoktur.
Köprüden sokaktan geçeni yoktur.
Tarlayı, çayırı biçeni yoktur.
Savrulmaz harmanda samanın Hamas.
Hep dağıldık başka, başka diyara
Komşuluk hasreti kalbimde yara
Azaldın git gide verdikçe fire
Gün gelip gidecek kalanın Hamas
Geçmişi bu günü yazmakla bitmez.
Gidenler gitti geriye dönmez
Sinemde bu özlem ateşi sönmez
Yad etmek maksadı Mevlüt’ ün Hamas
Gurbetlik ayırdı bizleri dosttan
Evleri yok olmuş peyleri bostan
Sokaklar kaybolmuş izleri taştan
Hizmetin bekliyor yukarı hamas.
Hasretin bağrımı yakıyor
Soğuk suların boşa akıyor
Kavaklık boynu bükük bakıyor
Sahibini bekliyor yukarı hamas.
Okuduğum okulu gördüm
Burda oturan kim diye sordum
Kimseden cevap alamaz oldum
Ellere kalmışsın yukarı hamas.
Sabah erken kaldıran
Gurbet oldu bizi yıldıran
Cuma namazın kıldıran
Hocanı bekliyor yukarı hamas.
Yaşlıların yoktur soranı
Yazanın yoktur yalanı
Telefonlar kapsama alanı
Vericin bekliyor yukarı hamas.
Güneş vurmuş çilhorozun tepeye
Gençleri gitmiş bilmiyorum nereye
Tatilde toplanın bir araya
Sohbetin bekliyor yukarı hamas.
Yaşlılar bir arada kalıyor
Akşam olunca ışıklar sönüyor
Gelen on gün kalıp dönüyor
Sizlerden küsmüş yukarı hamas
Köylüye hesap soruluyor
Herkes birbirine darılıyor
Gelin tapular veriliyor
İmzanı bekliyor yukarı hamas.
Hatam varsa kusura bakmayın
Bu sözlerimi yabana atmayın
Köyümüzü başkasına satmayın
Yalanın olur yukarı hamas.
Bircan yazdı dile getirdi
Gurbet yedi bizi bitirdi
Herkes eşi dostu yitirdi
Bizleri bekliyor yukarı hamas...
Tozlu duman yolları
Serin eser yelleri
Sessiz kalmış evleri
Göçüyor birer birer.
Eski hatıralar düşümde
Herkes kendi işinde
Koyun kuzu peşinde
Meliyor birer birer.
Köy odası olurdu
Sini sofra kurulurdu
Cağ kebabı vurulurdu
Yerdiler birer birer.
Ne çileler çekmişler
Ne emekler vermişler
Bu günlere gelmişler
Gidiyor birer birer.
Gece gündüz çalışmışlar
Yorgunluğa alışmışlar
Gurbet ele dağılmışlar
Hasret çeken birer birer.
Ekeni yok tarlası bitmez
Neşesi yok olmuş bülbülü ötmez
Ebedi gidenler birdaha dönmez
Değer verelim birer birer.
Kimi muradını almış
Kimi yarıda kalmış
Açan gülleri solmuş
Döküyor gözyaşı birer birer.
Dertlere deva olsun
Hastalar şifa bulsun
Dualar kabul olsun
El açın birer birer.
Şu hamasın kavakları
Savruluyor yaprakları
Büyük evin çınarları
Devriliyor birer birer...
Sarı çamdan ormanları
Yeşil zümrüt bayırları
İpek halı çayırları
Köyüm seni çok özledim
Bebirosta kekik yavşan kukuşur
Kara gölde ördek turna ötüşür
Dağlarında koyun kuzu yetişir
Köyüm seni çok özledim
Ecem oğlunun serin yeli
Çil horozun çoktur gülü
Furunnunun mor sümbülü
Köyüm seni çok özledim
Meydan gediğinden aşar yolu
Norşen hududunda turna gölü
O güzelim Hamas eli
Köyüm seni çok özledim
Tepeyle çevrili ortası evler
Şirindir toprağı şehiri neyler
Dört yandan gelen misafir eyler
Çağlayan yatağı güzelim Hamas.
Her yerde bulunur ağacı dalı
Kovanlar dolusu bulunan balı
Meşhurdur kilimi sanki bir halı.
Kekliği vardır kayada öter
Dolaşır avcı yanında biter
Heryerde heryanda tütünü tüter
Ufuklardan çıkan güneş HAMASIN.
Gürül gürül akar nazlı deresi
Anlı ak yüzü pak kara neresi
Derinden işler gönül yarası
Dertlere ortak canlar HAMASIN.
Yaz gelince çiçeklerle süslenir
Kuzu emer annesiyle beslenir
Derinden işler gönül yarası
Dertlere ortak canlar HAMASIN.
İçinde vardır madeni suyu
Kayadan çıkar değildir kuyu
İçenler özler tadıyla suyu
Toprağı altın narin HAMASIN.
Yaylası var yaylaların kıralı
Dağları var karlarıile pareli
Evleri var arka arka sıralı
Plana uygun yayla HAMASIN.
Güzeli vardır yaylalar süsler
Emdirir kuzuyu yiğiti besler
Kurulur düğünü güzelim sesler
Bülbül gibi öten diller HAMASIN.
Nekadar övsem değerin bilinmez
Kamildir adım sırrım bilinmez
Silamdır HAMAS kötü söylenmez
Şirindir ERZURUM parçası HAMAS.
Çalıştım tarlada nasır tuttu ellerim
Yaktı temmuz güneşi zaman zaman terledim
Elde kürek toprağıda belledim
Böyle gelip geçti, benim günlerim.
Kuzuları otlattığım günler gelir aklıma
Akşam çabuk olurdu, varamazdık farkına
Dikerdik,dikerdik gözleri ayın şavkına
Gitmezdik evlere dururduk inadına
Kurumuş pınarları sular akmıyor
Selam versen kimse dönüp bakmıyor
Köyde onlar fırın yakmıyor
Gelde bizim köyü gör şimdi
Sararmış bozkırlar, çiçekler solmuş
Yıkılmış merekler toprak dolmuş
Bakımsız evler viran olmuş
Gelde bizim köyü gör şimdi
Cemaat kalmamış dolmuyor camii
Hasta olsan kimse hatır sormuyor
Bayramların bile tadı olmuyor
Gelde bizim köyü gör şimdi
Bayırda otlar, sürü çobansız
Sürüler tarlalar artık sabansız
Bir kaç ağaç kalmış onlarda dalsız
Gelde bizim köyü gör şimdi
İğde ağaçları çiçek açmıyor
Çayırda kelebekler uçmuyor
Paslanmış tırpanlar ekin biçmiyor
Gelde bizim köyü gör şimdi
İSTİKLAL SAVAŞI.
Milli şuurlarla kurtarılmıştı bu Vatan.
Olmuşlardı milletine laik olan komutan.
Bilmelisin Türk evladı,onlar senin atan.
İşte Çanakkaleden Karsa dek yatan.
x x x
Atatürk ler İnönü ler Karabekir ler Çakmaklar.
Orduları koşuyordu ellerinde sancaklar.
Çakıyordu gözlerinden alev alev şimşekler.
Zaferi müjdeliyordu her kalede Bayraklar.
x x x
Kadındı ihtiyardı gençti onların evleri.
İlerliyordu yiğitce korkmadan ALLAH ALLAH
Söküyordu şafakları, zaferlerin sesleri.
Bismillah ALLAH LAİLAHA İLLALLAH.
X X X
Tahsini ilk kurşunu atılınca düşmana.
Dalgalandı Egeden Marmaraya Akdeniz
Görmüştüki İzmiri boyanmıştı kana.
Parmağıyle gösterdi ilk hedefiniz akdeniz.
x x x
Bu kurtuluş savaşıydı değildi bir yarış.
Veremezdi toprağından hiç kimseye tek karış.
Bu sözlerdi onlarındı Yurtta barış Cihanda barış.
x x x
Miilletini yaşatmak,yaşamak hakkıydı onun.
Edemezdi hiç kimse onun milletine zulüm.
Kararlıydı tüten son ocakta son damlaya dek ölüm.
Bu sözlerde onlarındı Ya İstiklal,ya ölüm .
x x x
Artık zafer yakındı İstiklalin güneşi.
Arkasından duyuldu Cumhuriyetin sesi.
İşte sözlerinde Akif in İstiklal marşı.
Milletinin sesinde bayrağına karşı.
X X X
Dünya görsün gücünü surlarda,kalelerde
Anacak şehitlerini dikilen abidelerde
Okunacak Ezanları yükselen Minarelerde.
Dalgalanacak al bayrağım göklerde semalarda.
Kamil OKUTUCU.
1974
Yaylanın yolunda bir güzel gördüm.
Taramış saçını zilif yüzünde,
İsmini sorarsam ne dersin bana
Dedi bemim adım yayla güzeli
Boyu uzun bir fidan gibi.
Beline yakışmış gümüş kemeri.
Benim aslım Hamas ellerinin bir gülü.
Güller kadar güzel yayla güzeli.
Ellerinde daştan yakmış kına var;
Başında dolaşan ahu zarı var.
Yanakları kızarmış sanki narı var.
Nereye giiyorsun yayla güzeli
Oturmuş çeşmede elini yıkar.
Şevki vurmuş suya kendine bakar.
Senin bu duruşun çok canlar yakar.
Su gibi akıyor yayla güzeli.
Köyün içmesu Gözebaşı dır yolu.
Elinde çantası kovası dolu.
Gamzedir yanakları,selvidir boyu.
Sen kimin kızısın yayla güzeli.
Dağları var menekşeyle süslenir.
Deresi var kaynaklarla beslenir.
Bahçelerde bülbülleri seslenir
Burcu burcu kokar gülü Hamas’ın
Cenneti andırır köyümün yazı
Göllerinde yüzer ördeği kazı
Gezer bahçelerde gelini kızı
Bozulmaz yeşili alı Hamas’ın
Ortasından küçük bir dere geçer
Koyunu kuzusu hep ondan içer
Eser rüzgara hoş koku saçar
Cennetten haberdir yeri Hamas’ın
Maden suyu var içenler kanar
Buna hasret çekip çokları yanar
Köy odası vardır misafir konar
Dört taraftan gelir yolu Hamas’ın
Bu kadar yazmakla biter mi sözün
Onu rehber alacak ancak ki özüm
Ağarsa saçlarım buruşsa yüzüm
Gene sensin Şeref kulu Hamas’ın
Şeref GÜRBÜZ 1946
Köyüm Gözebaşı Gazilerdir bucağı,
Harap olmuş evler tütmez ocağı.
Soğanlı,çilhoroz meydanın dağı,
Dağlara bakacak gözler kalmamış.
Köyümden akıyor Çoruh un kolu,
Hiç boş kalırmıydı ambarlar dolu,
Yapılımış körpınar Çat meydan yolu,
Yollardan geçecek kimse kalmamış.
İki köy ziyarete dağa çıkardı,
Oradan Yeniköy,Sırbasan,Zeyebakardı
Kurbanlar kesilir nefis kokardı,
Etleri yiyecek dişler kalmamış.
Yapılmış çeşmeler köyümden akar,
Televizyon anteni dağlara bakar,
Alıcı bulursa bir çayır satar,
Çayırı biçecek kuvvet kalmamış.
Yıkılmış köyümün köşe bucağı,
Sanki topal olmuş kopmuş bacağı,
Okulu kapanmış inmiş sancağı,
Okula gidecek çocuk kalmamış,
Köyde kalan derin derin düşünür,
On çöplükte tek bir horoz eşinir,
Boş kalan fırında sofra düşünür,
Kete yiyecek dişler kalmamış.
Küsmüş köyüm Beburosa yaslanmaz,
Artık çoban köpeğini seslemez.
Soğulmuş koyunlar kuzu beslemez,
Kuzuyu otaracak çocuk kalmamış.
Köy büyük süs sohbet eden kalmamış,
Soğumuş odalar asla yanmamış,
Kura ile pağaç yapan kalmamış,
Sohbetsiz,meclicsiz günler kalmamış.
Yıllar geçmiş, tarlaları ekilmez,
Bostanlara bir tek soğan dikilmez,
Çeşmeler boş akar,sular içilmez,
Suda yıkanacak eller kalmamış.
Düğünsüz, derneksiz köyde gezilmez,
Kuşburnu toplanıp asla ezilmez,
Okulsuz köyümde yazı yazılmaz,
Bayrağa asacak direk kalmamış.
Çilhoroz, Bebiros meydanın dağı,
Çevrede söylenir güzeldir balı,
Evlerde dokunur her sene halı,
Kilim dokuyacak kızı kalmamış.
Ilgıt ılgıt eser seherin yeli,
Ne akıllı gördüm nede bir deli,
Ayaklar yorulmuş tutmuyor eli,
Gezip dolaşacak hali kalmamış.
Elektrik köyü nura çevirmiş,
Telefonla haber heryerden gelmiş,
Komşusu azalmış bekçisiz kalmış,
Bekçiyi tutacak halkı kalmamış.
Sakoylusu süpürgesi kayından,
Sağ kalanın haberi yok yarından,
Tahılları yıkayan yok çayından,
Değirmenler yıkılmış taşlar kalmamış.
Dağlar hasret kalmış kaval sesine,
Üzerinden yol giderdi Pasine,
Yıllar geçmiş sürü dönmüş tersine,
Ağası paşası beyi kalmamış.
Ötüyor göllerde ördekler kazlar,
Gezmez olmuş köyde gelinler kızlar,
Ekrem Öğretmen eski günleri özler,
Köye mektup gönderecek dostu kalmamış.
Emekli Öğretmen EKREM ÖZTÜRK
Gözebaşı köyünde gezer yiğidim,
Elma yanaklar üstünde kaytam bıyıklım
Dik tutar başını yoktur sarığın
Köyümün umudu gül delikanlı
Topraklarla yoğrulmuş taş bedenin,
Dağlara tırmanır,sevdadır serin,
Seni kimse sarmaz,sıcaktır tenin,
Köyümün dadaşı koç delikanlım.
Yazın çiftçi olur,tabiatla güreşir
Amacına varmak için durmaz çalışır
Delikanlı çağım derken her gün yarışır,
Köyümün yiğidi koç delikanlım.
Düğünlerde bar başında oynuyor,
Kanı durmaz damarında kaynıyor,
Genç kızlarda ismin durmaz söylüyor,
Dernekler başında koç delikanlım.
Ata biner cirit atar yarışır,
Güreş tutar tüm gençlere karışır,
Küsü bilmez kainatla yarışır,
Köyümün aslanı koç delikanlım.
Çevrenin kızları hep sana bakar,
Kolalı gömleğe kravat takar,
Soğuk sıcak demez karlarda yatar,
Köyümün güveni koç delikanlım.
Güçsüzleri görse yardıma koşar,
Akan ırmak gibi durmadan coşar,
Yirmi-otuz derken yüz sene yaşar,
Sevdası başında bey delikanlım.
Ekrem öğretmen gençlerle iftahar duydu,
Ağardı saçları bembeyaz oldu,
Oda sizin gibi goncagüldü
Gurbette geziyor pir delikanlı
BEŞİĞİMİ SALLADIN
GECE GÜNDÜZ KOLLADIN
GURBET ELE YOLLADIN
HASRETİM SANA ANNEM.
ŞEVKATİNLE BESLEMİŞTİN
YAVRUM DİYE SESLENMİŞTİN
HER ÇİLEYE KATLANMIŞTIN
BENİM CEFAKAR ANNEM
HAK YOLUNA GİDİN DERDİN
NİCE ÖĞÜTLER VERİRDİN
HER MURADA SEN YETİRDİN
ÖDİYEMEM HAKKINI ANNEM.
ANNE DEDİĞİN BÜYÜK NİMET
ÖLENE KADAR EDERİM HÜRMET
YETER Kİ SEN HAKKINI HELAL ET
EMEĞİN ÇOKTUR ANNEM.
KUCAK AÇAN KOLLARINDAN
DUA DÜŞMEZ DİLLERİNDEN
O MUBAREK ELLERİNDEN
ÖPSEYDİM SENİN ANNEM...
Copyright © 2009-2010 Gözebaşı Köyü
Tasarım ve uygulama: Turhan