Erzurum Gözebaşı Köyü

Site Yöneticisi

iletisim
Gökhan ÖZTÜRK
ANKARA
Tel: 0505 234 36 67
gokhanozturk67@hotmail.com gokhanozturk67@gmail.com

Üye Girişi

Giriş

Şifremi Unuttum | Kayıt Ol

Arama Motoru

Hava Durumu

Döviz

Alış Satış
Dolar dolar 1.4994 1.5066
Euro euro 1.9241 1.9334

Radyo Dadaş

İstatistikler

Bugün: 8
Dün: 159
Toplam: 52170

Reklam Alanı

Şiirler

Özledim - Mevlüt BAYRAK

Gurbette özledim köyüm Hamas’ı
Soğuktur suları serin havası
Ocakta kaynayan kuymak tavası
Burnumda tütüyor dumanın Hamas.

Çilhoroz dağının duruşu heybet,
Meydan gediğinden alemi seyret.
Çat, Sekimeşe, Kayınlı,Hümmet.
Sayamam burada tamamın Hamas.

Serin eser Kavaklığın yelleri,
Bir başka güzeldir Turna gölleri,
Çocukluk çağımın bayram günleri,
Özledim düğünün bayramın Hamas.

Ördekler yüzüyor Karagöl’ünde,
Kağnılar gıcırdar yayla yolunda,
Hayvan otardığım yaylım yerinde
Ne kadar güzelmiş zamanın Hamas.

Hıngeli, mantısı Tatar böreği,
Ketesi, pağacı, sütlü çöreği,
Ne güzel yapılır Karın kaymağı
Bir daha yeseydim dönerin Hamas.

Baharın müjdesi Çoban çiçeği,
Gernoşa, Ağun, Gelin Düğmesi,
Kuşburnu, Lilik, Yaban Çileği,
Nasipse yiyeyim Sarolun Hamas.

Dereler sel olmuş köpürüp çağlar,
Sürüler meleşmez tenhadır dağlar.
Köyünden ayrılan ah çekip ağlar
Dönmüyor nedense göçenin Hamas.

Okulun kapalı sokaklar ıssız.
Duvarlar yıkılmış evler sahipsiz.
Minber boyun eğmiş, mihrabı sessiz.
Kalmadı kimsesi caminin Hamas

Çeşmeler akıyor içeni yoktur.
Köprüden sokaktan geçeni yoktur.
Tarlayı, çayırı biçeni yoktur.
Savrulmaz harmanda samanın Hamas.

Hep dağıldık başka, başka diyara
Komşuluk hasreti kalbimde yara
Azaldın git gide verdikçe fire
Gün gelip gidecek kalanın Hamas

Geçmişi bu günü yazmakla bitmez.
Gidenler gitti geriye dönmez
Sinemde bu özlem ateşi sönmez
Yad etmek maksadı Mevlüt’ ün Hamas

 

 

Hamaslar - Ali Ekinci

Yollar ıssız,ortasında ot bitmiş
Eski komşular,göç edip gitmiş
En gencinin yaşı,sankide yetmiş
İşte Hamasların hali böyledir.

Köyünü terk etmiş,Ağası Beyi
Geride bırakmış,eski bir peği
Ne çoban kalmış,nede Eşeği
İşte Hamasların hali böyledir.

Okullar çocuksuz,düğünler kızsız
Herkes bir köşede,köyde çok ıssız
İşler zorlaştıkça,yaşamak tatsız
İşte Hamasların hali böyledir.

Okulsuz çocuklar,gitmiş yurtlara
Çilhoroz,Meydanlarda kalmış Kurtlara
Çayırlar biçilmiyor,yazık oldu otlara
İşte Hamasların hali böyledir.

Kavaklığın yoktur,eski neşesi
Sanki küsmüş,Ortaseki Çatın meşesi
Umut olmuş kalanlara,Cami köşesi
İşte Hamasların hali böyledir.
 
 

Hamas - Mevlüt BAYRAK

Gurbette özledim köyüm Hamas’ı
Soğuktur suları, serin havası
Ocakta kaynayan kuymak tavası
Burnumda tütüyor kokusu HAMAS

Çilhoroz Dağı’nın duruşu heybet
Meydan Başpungar’dan etrafın seyret
Eskiyayla ,Çat , Kayını , Hümmet
Sayamam tamamın burada HAMAS

Serin eser şu Böküt’ün yelleri
Bir başka güzeldir Turna Gölleri
Çocukluk çağımın bayram günleri
Özledim düğünün bayramın HAMAS

Yüzüyor ördekler Kara Gölü’nde
Gıcırdar kağnılar yayla yolunda
Kuzu otlattığım meralarında
. Güzelmiş ne kadar zamanın HAMAS

Çimenin düzünde tohum ekende
Kızılköyleri’nde çayır biçende
Topçam’ın altında gölgelenende
Görseydim bir daha şadlığın HAMAS

Hıngeli ,mantısı tatarböreği
Ketesi ,pağacı, parmak çöreği
Ne güzel yapılır mısır böreği
Dönerin kaynağı senindir HAMAS

Karagöz ,ağunu, gelin düymesi
Baharın müjdesi çoban çiçeği
Lilik, kuşburnu ve yaban çileği
Nasipse yerim sarolun HAMAS

Dereler sel olmuş köpürür çağlar.
Sürüler meleşmez tenhadır dağlar,
Köyünden ayrılan özlemle ağlar.
Dönmüyor nedense göçenin HAMAS.

Okulu kapalı sokaklar ıssız
Duvarlar yıkılmış evler sahipsiz
Minber boyun eğmiş mihrabı sessiz.
Kalmadı cemaat caminde HAMAS

Acısu akıyor içeni yoktur.
Köprüden sokaktan geçeni yoktur.
Tarlayı, çayırı biçeni yoktur
Savrulmaz harmanda samanın HAMAS

Dağıldık hep başka başka illere
Biraz İstanbul , biraz İzmir’e
Azaldın git gide göç vere vere
Gün gelip bitecek kalanın HAMAS.

Geçmişi buraya yazmakla bitmez
Göç edip gidenler geriye dönmez.
Sinemde bu özlem ateşi sönmez
Maksadım yad etmek geçmişin HAMAS
 
 

Hamaslar - Nürettin Bilmez

Bardız deresinin şirin köyleri,
Şimdi bir gül gibi solmuş HAMASLAR,
Yalan olmuş ağaları Beyleri,
Derin bir uykuya dalmış HAMASLAR.

Nice insan toprak için çalışmış,
Gece gündüz birbiriyle yarışmış,
Yalan olmuş topraklara karışmış,
Ne kara günlere kalmış HAMASLAR.

Soğanlı,Çilhoroz yüce dağları,
Irmakları süsler bahçe bağları,
Nam almış söylenir peynir dağları,
Ününü her yana salmış HAMASLAR.

Bardız,Göreşken,Çermik,Zakimler
Yetiştirdi hemşireler,hekimler,
Nice mühendisler,nice hakimler,
Her meslekten makam almış HAMASLAR.

Hamas benim vatanımdır,yerimdir,
Havası mis gibi,suları serindir,
Toprağı verimli,halkı şirindir,
Atamıza mezar olmuş HAMASLAR.

Kayalardan keklikler seslenir,
Bahar olur çiçeklerle süslenir,
Sularında alabalık beslenir,
Her türlü nimetle dolmuş HAMASLAR.

Kayınlı,Kütüklü,Çatma damları,
Samimi,güleryüz,şen adamlar,
Yayla yolunu süsleyen çamları,
Her güzelliğini bulmuş HAMASLAR.

Nürettinim gördüğümü söylerim,
Tütüyor burnumda benim köylerim,
Sizden başka memleketi neylerim,
Atadan yadigar kalmış HAMASLAR.
 
 

Vay Benim Köyüm - Metin DUMAN

Ne zorluklarla geldin sen bu hallere,
Hep beraber sarıldık kazmalara,bellere,
Dağ gibi durdunuz azgın sellere,
Köprüsüz çeşmesiz vay benim köyüm.

Okulu bulunmaz kitap okuna,
Tezgahı bulunmaz halı dokuna,
Tek umut bağladık sandıkla oya,
Kitapsız Deftersiz vay benim köyüm.

Yaz olur mal davar dışarı çıkar,
Koyunlar kuzular dağlara bakar,
Köyümün bu hali bağrımı yakar,
Heyetsiz muhtarsız vay benim köyüm.

Yoksulum yazmakla dertlerim bitmez,
Fakirin gözünden yaşlar eksilmez,
Elbet bu düzen böğle yürümez,
Bir gün sende gülersin vay benim köyüm.
 
 

Okulum - Kadir YAVUZ

Gözlerimi açtım şirin köyümde,
Suları soğuktur, kaynağı derinde,
Orman köyüdür,ağaç var her yerde,
Uzaktır,köyümün ili ERZURUM.

Okulumuzun bize düşen ilk dershanesi,
Birinci,ikinci sınıfların oldu yuvası,
Süleyman öğretmendi ilk göz ağrısı,
Sobası yanmaz,tüterdi küçük sınıfın.

Üçüncü sınıfı büyük sınıfta okuduk,
Dördüncü,beşinci sınıflarla beraber olduk,
Dershane ferahtı,rahat oturduk,
Müdürdü öğretmenimiz Hüseyin Duman.

İlkbaharda bir başka olurdu günler,
Pişerdi helvalar,yumurtalar,mafişler,
Bizi beklerdi kırlar,çayırlar,çimenler.
Oynardık kız taklası,mendil kaçtı,birdirbirler.

Bir mayısta giderdik zayim çayırlarına,
Otururdu öğrenci çayın kenarlarına,
Yiyecekler pay edilirdi talebe guruplarına,
Beraber olurdu Hamas,Nüsünk,Norşun,Bardız.

Hayal oldu bu okul günleri,
Öğrenci kalmadı,çalmıyor zilleri,
Bahçe viran oldu,açmıyor gülleri,
Öğretmensiz kaldı okul,bayrağı asılmaz.

Eski ismi Hamas,yenisi Gözebaşı.
Hatıralarla doludur her karışı,
Kadri der;sen de hatırla toprağı taşı,
Köyümün kalmamıştır eski devranı...
 
 

İşte Bizim Köy - Raif YILMAZ

Yollar ıssız ortasında ot bitmiş,
En gencinin yaşı sanki yetmiş,
Eski komşular da göç edip gitmiş,
İşte bizim köyün hali böğledir.

Ne çobanı kalmış nede eşeği,
Köyünü terk etmiş ağası beği,
Geriye bırakmış eski bir peği,
İşte bizim köyün hali böğledir.

Okulsuz çocuklar gitmiş yurtlara,
Çilhoroz Meydanlar kalmış kurtlar,
Çayırlar biçilmez yazıkotlara,
İşte bizim köyün hali böğledir.

Sanki küsmüş oturur Çatın meşesi,
Kavaklığın yoktur eski neşesi,
Bir Ziya Dede birde camii köşesi,
İşte bizim köyün hali böğledir.

Hamasın yaylası haraptır tütmez,
Meydan yolunda kimseler gitmez,
Köpekler havlamaz horozlar ötmez,
İşte bizim köyün hali böğledir.

Gün altında arabanın tekeri döner,
Yola vurduk Nazim ile Bekiri,
Ne zengini kaldı nede fakiri,
İşte bibim köyün hali böğledir.

Raif Yılmaz yazdı dağını taşını,
Unutma,gel sende köyün aşını,
Erzurum Şenkaya Gözebaşını,
İşte bizim köyün hali böğledir.
 
 

Çok Özledim - Raif YILMAZ

Karagölün yokuşunu,
Kilimlerin nakışını,
Yoncaların kokusunu,
Çok Özledim Çok Özledim.

Örtmeleri merekleri,
Kazmaları kürekleri,
Keteleri çörekleri,
Çok Özledim Çok Özledim.

Taşlı toprak yollarını,
Arabanın kollarını,
Öküzlerin nallarını,
Çok Özledim Çok Özledim.

Büyükleri küçükleri,
Tavukları cücükleri,
Yerde gezen böcükleri,
Çok Özledim Çok Özledim.

Terekleri tabakları,
Bostanları kabakları,
Çayırdaki gobakları,
Çok Özledim Çok Özledim.

Yılmaza veriyor neşe,
Eski yayla Seki meş
Duysun her yer kenar köşe
Çok Özledim Çok Özledim.
 
 

O Gece - Metin DUMAN

Göreşken Esenyurt Bardız Yöresi,
Yıkıldı O gece Hamas Deresi,
Gelenler sordular bura neresi,
Tanınmaz olmusştu köyüm O GECE...

Saatler gösteriyordu 19:07yi,
Salladı o zaman bütün dereyi,
Toz duman bürümüştü feci geceyi,
Kıyamet kopmustu sanki O GECE...

Sanki küsmüş durur cami köşesi,
Bir anda yok oldu köyümün süsü,
Karaya büründü bütün gökyüzü,
Cehenneme dönmüştü sanki O GECE...

Binalar yıkılmş enkaza dönmüş,
Umutlar tükenmiş ocaklar sönmüş,
Ne acı, ne kara bir günmüş,
Ölüp ölüp dirildik sanki O GECE...

Aylardan Aralık günlerden Cuma,
Katmıştı o gece tozu dumana,
Çağırıyordu bizi sanki imana,
Cehennemi görür gibi olduk O GECE...

Ne yetmişiki ne de seksenüçe benziyor,
Önüne geleni vurup eziyor,
Deprem her yeri bir bir geziyor,
Sıra bize gelmişti O GECE...
Bu şiir 12.03.1999da köyümüz ve yöresinde meydana gelen depreme ithafen yazılmıştır...
 
 

Yukarı Hamas - Dursun AKIN

Dört yanın çevirmiş çam ormanları,
Tedricen yükselir sıra dağları,
Macera meydanı eski çağları,
Özlenir dillerde şen Hamas Köyü.

Oturmuş yamaca asri bakıyor,
Güneyinde Çoruh kolu kalıyor,
Göllerinde ördek,kazı ötüyor,
İsviçre misali şen Hamas Köyü.

Cins hayvan saçı yetişir emsali yoktur,
Bütün genç,kocası kurulu oktur.
Yaz gelince gülü çimeni çoktur,
Muhite taktimin et,Hamas Köyü.

Soğanlı,Çilhoroz,Gedik dağların,
Her yanında çağlar berrak suların,
Tarihte pek çoktur kahramanların,
Dört yönden yolların var Hamas Köyü..
 
 

Köyüm Gözebaşı - Razı GÜNGÖR

Etrafın yeşil çam ağacın
Kavak söğüt arkadaşın
Gernoşa felce ilacın
Köyüm seni hiç unutmam

Çoktur kuşburnu ağacın
Oda mayasır ilacın
Gezersende hanım bacı
köyüm seni hiç unutmam

Geçilmez çilek ağundan
Koyun kuzu dağından
Dadan tipi kovanından
köyüm seni hiç unutmam

Suyun akar çam oluktan
İnsanın var hep bir irktan
Razi Güngör tarafından
Köyüm seni hiç unutmam
 
 

Köyümün Değirmeni ve Deresi - Dursun AKIN

Köküne sar beni yeşert ey söğüt
Her iki değirmen beni de öğüt
Ey dere bende de çarkları döndür
Çuvalların açık durduğu gündür.

Usandım yollara hep baka baka
Duru Çay,Duru Çay beni de yıka
Omzumdan başımdan dökül ey dere
Tenim temiz çıksın mesut göklere.

Duru Çay gel bana,sen çağıl çağıl
Su hayatımdır,tertemiz et ya da boğ beni
Tertemiz derecik,ne kir var ne de bir öğüt
Okulun önündeki yükselen söğüt.

Her şeyi döndüren su,beni de yaksan
Sonunda göl olup durulacaksın
Maya yap şimdiden al göz yaşımı
Her iki değirmen beni de öğüt. 
 
 

Çilhoroz Dağı - Dursun AKIN

Sana kurban çil horozum
Ne dumandır başın senin
Belli olmaz yazın kışın
Hiç mi gitmez karın senin

Altı yanın bağlık bostan
Çevre yanın gül gülistan
Sen ayırdın bizi dosttan
Ne güzeldir başın senin

Büyük heybetinle sen bir kalesin
Ayrılıklar varsın,engel sayılsın
Gülücükler saçan tepen görünsün
Teselli kaynağımız sensin Çilhoroz.

Ben köy sevgisinin aşığıyım da
Varsın dostlar saklansın buzdolabında
Ben dürüstçe yaşadım bunun sonunda
Yüzüm köyüme dönük öleceğim bir günde. 
 
 

Sıla Özlemim - Bircan ÖZTÜRK

Gurbetlik ayırdı bizleri dosttan
Evleri yok olmuş peyleri bostan
Sokaklar kaybolmuş izleri taştan
Hizmetin bekliyor yukarı hamas.
 
Hasretin bağrımı yakıyor
Soğuk suların boşa akıyor
Kavaklık boynu bükük bakıyor
Sahibini bekliyor yukarı hamas.

Okuduğum okulu gördüm
Burda oturan kim diye sordum
Kimseden cevap alamaz oldum
Ellere kalmışsın yukarı hamas.

Sabah erken kaldıran
Gurbet oldu bizi yıldıran
Cuma namazın kıldıran
Hocanı bekliyor yukarı hamas.
 
Yaşlıların yoktur soranı
Yazanın yoktur yalanı
Telefonlar kapsama alanı
Vericin bekliyor yukarı hamas.

Güneş vurmuş çilhorozun tepeye
Gençleri gitmiş bilmiyorum nereye
Tatilde toplanın bir araya
Sohbetin bekliyor yukarı hamas.

Yaşlılar bir arada kalıyor
Akşam olunca ışıklar sönüyor
Gelen on gün kalıp dönüyor
Sizlerden küsmüş yukarı hamas

Köylüye hesap soruluyor
Herkes birbirine darılıyor
Gelin tapular veriliyor
İmzanı bekliyor yukarı hamas.
 
Hatam varsa kusura bakmayın
Bu sözlerimi yabana atmayın
Köyümüzü başkasına satmayın
Yalanın olur yukarı hamas.

Bircan yazdı dile getirdi
Gurbet yedi bizi bitirdi
Herkes eşi dostu yitirdi
Bizleri bekliyor yukarı hamas...

 

 

Ayrılık - Bircan ÖZTÜRK

Tozlu duman yolları
Serin eser yelleri
Sessiz kalmış evleri
Göçüyor birer birer.

Eski hatıralar düşümde
Herkes kendi işinde
Koyun kuzu peşinde
Meliyor birer birer.

Köy odası olurdu
Sini sofra kurulurdu
Cağ kebabı vurulurdu
Yerdiler birer birer.

Ne çileler çekmişler
Ne emekler vermişler
Bu günlere gelmişler
Gidiyor birer birer.

Gece gündüz çalışmışlar
Yorgunluğa alışmışlar
Gurbet ele dağılmışlar
Hasret çeken birer birer.

Ekeni yok tarlası bitmez
Neşesi yok olmuş bülbülü ötmez
Ebedi gidenler birdaha dönmez
Değer verelim birer birer.

Kimi muradını almış
Kimi yarıda kalmış
Açan gülleri solmuş
Döküyor gözyaşı birer birer.

Dertlere deva olsun
Hastalar şifa bulsun
Dualar kabul olsun
El açın birer birer.

Şu hamasın kavakları
Savruluyor yaprakları
Büyük evin çınarları
Devriliyor birer birer...

 

 

Özledim - Vahdettin Öztürk

Sarı çamdan ormanları
Yeşil zümrüt bayırları
İpek halı çayırları
Köyüm seni çok özledim

Bebirosta kekik yavşan kukuşur
Kara gölde ördek turna ötüşür
Dağlarında koyun kuzu yetişir
Köyüm seni çok özledim

Ecem oğlunun serin yeli
Çil horozun çoktur gülü
Furunnunun mor sümbülü
Köyüm seni çok özledim

Meydan gediğinden aşar yolu
Norşen hududunda turna gölü
O güzelim Hamas eli
Köyüm seni çok özledim

 

 

1990 Tarihinden Önceki Hamas - Kamil OKUTUCU

Tepeyle çevrili ortası evler
Şirindir toprağı şehiri neyler
Dört yandan gelen misafir eyler
Çağlayan yatağı güzelim Hamas.
Her yerde bulunur ağacı dalı
Kovanlar dolusu bulunan balı
Meşhurdur kilimi sanki bir halı.
Kekliği vardır kayada öter
Dolaşır avcı yanında biter
Heryerde heryanda tütünü tüter
Ufuklardan çıkan güneş HAMASIN.
Gürül gürül akar nazlı deresi
Anlı ak yüzü pak kara neresi
Derinden işler gönül yarası
Dertlere ortak canlar HAMASIN.
Yaz gelince çiçeklerle süslenir
Kuzu emer annesiyle beslenir
Derinden işler gönül yarası
Dertlere ortak canlar HAMASIN.
İçinde vardır madeni suyu
Kayadan çıkar değildir kuyu
İçenler özler tadıyla suyu
Toprağı altın narin HAMASIN.
Yaylası var yaylaların kıralı
Dağları var karlarıile pareli
Evleri var arka arka sıralı
Plana uygun yayla HAMASIN.
Güzeli vardır yaylalar süsler
Emdirir kuzuyu yiğiti besler
Kurulur düğünü güzelim sesler
Bülbül gibi öten diller HAMASIN.
Nekadar övsem değerin bilinmez
Kamildir adım sırrım bilinmez
Silamdır HAMAS kötü söylenmez
Şirindir ERZURUM parçası HAMAS. 

 

 

 Köyüme Özlem - Songül GEDİK

Çalıştım tarlada nasır tuttu ellerim
Yaktı temmuz güneşi zaman zaman terledim
Elde kürek toprağıda belledim
Böyle gelip geçti, benim günlerim.

Kuzuları otlattığım günler gelir aklıma
Akşam çabuk olurdu, varamazdık farkına
Dikerdik,dikerdik gözleri ayın şavkına
Gitmezdik evlere dururduk inadına

 

 

Gelde Bizim Köyü Gör Şimdi-Leyla GÜNGÖR

                                                               Kurumuş pınarları sular akmıyor
                                          Selam versen kimse dönüp bakmıyor
                                          Köyde onlar fırın yakmıyor
                                          Gelde bizim köyü gör şimdi

                                          Sararmış bozkırlar, çiçekler solmuş
                                          Yıkılmış merekler toprak dolmuş
                                          Bakımsız evler viran olmuş
                                          Gelde bizim köyü gör şimdi

                                          Cemaat kalmamış dolmuyor camii
                                          Hasta olsan kimse hatır sormuyor
                                          Bayramların bile tadı olmuyor
                                          Gelde bizim köyü gör şimdi

                                         Bayırda otlar, sürü çobansız
                                         Sürüler tarlalar artık sabansız
                                         Bir kaç ağaç kalmış onlarda dalsız
                                         Gelde bizim köyü gör şimdi

                                        İğde ağaçları çiçek açmıyor
                                        Çayırda kelebekler uçmuyor
                                        Paslanmış tırpanlar ekin biçmiyor
                                        Gelde bizim köyü gör şimdi

 

 

İstiklal Savaşı-Kamil OKUTUCU

                                     İSTİKLAL SAVAŞI.

                            Milli şuurlarla kurtarılmıştı bu Vatan.
                            Olmuşlardı milletine laik olan komutan.
                            Bilmelisin Türk evladı,onlar senin atan.
                            İşte Çanakkaleden Karsa dek yatan.
                                            x x x

                            Atatürk ler İnönü ler Karabekir ler Çakmaklar.
                            Orduları koşuyordu ellerinde sancaklar.
                            Çakıyordu gözlerinden alev alev şimşekler.
                            Zaferi müjdeliyordu her kalede Bayraklar.
                                            x x x
                            Kadındı ihtiyardı gençti onların evleri.
                            İlerliyordu yiğitce korkmadan ALLAH ALLAH
                            Söküyordu şafakları, zaferlerin sesleri.
                            Bismillah ALLAH LAİLAHA İLLALLAH.
                                           X X X
                            Tahsini ilk kurşunu atılınca düşmana.
                            Dalgalandı Egeden Marmaraya Akdeniz
                            Görmüştüki İzmiri boyanmıştı kana.
                            Parmağıyle gösterdi ilk hedefiniz akdeniz.
                                                 x x x
                            Bu kurtuluş savaşıydı değildi bir yarış.
                            Veremezdi toprağından hiç kimseye tek karış.
                            Bu sözlerdi onlarındı Yurtta barış Cihanda barış.

                                              x x x
                            Miilletini yaşatmak,yaşamak hakkıydı onun.
                            Edemezdi hiç kimse onun milletine zulüm.
                            Kararlıydı tüten son ocakta son damlaya dek ölüm.
                            Bu sözlerde onlarındı Ya İstiklal,ya ölüm .
                                             x x x
                            Artık zafer yakındı İstiklalin güneşi.
                            Arkasından duyuldu Cumhuriyetin sesi.
                            İşte sözlerinde Akif in İstiklal marşı.
                            Milletinin sesinde bayrağına karşı.
                                           X X X
                           Dünya görsün gücünü surlarda,kalelerde
                           Anacak şehitlerini dikilen abidelerde
                           Okunacak Ezanları yükselen Minarelerde.
                           Dalgalanacak al bayrağım göklerde semalarda.


                                         Kamil OKUTUCU.
                                               1974

 

Yayla Güzeli-Ekrem ÖZTÜRK

                                            Yaylanın yolunda bir güzel gördüm.
                                            Taramış saçını zilif yüzünde,
                                            İsmini sorarsam ne dersin bana
                                             Dedi bemim adım yayla güzeli

                                            Boyu uzun bir fidan gibi.
                                            Beline yakışmış gümüş kemeri.
                                            Benim aslım Hamas ellerinin bir gülü.
                                            Güller kadar güzel yayla güzeli.

                                            Ellerinde daştan yakmış kına var;
                                            Başında dolaşan ahu zarı var.
                                            Yanakları kızarmış sanki narı var.
                                            Nereye giiyorsun yayla güzeli

                                           Oturmuş çeşmede elini yıkar.
                                           Şevki vurmuş suya kendine bakar.
                                           Senin bu duruşun çok canlar yakar.
                                           Su gibi akıyor yayla güzeli.

                                           Köyün içmesu Gözebaşı dır yolu.
                                           Elinde çantası kovası dolu.
                                           Gamzedir yanakları,selvidir boyu.
                                          Sen kimin kızısın yayla güzeli.

 



                                                                                    

Hamas-Şeref GÜRBÜZ

                                                            Dağları var menekşeyle süslenir.
                                       Deresi var kaynaklarla beslenir.
                                       Bahçelerde bülbülleri seslenir
                                       Burcu burcu kokar gülü Hamas’ın

                                       Cenneti andırır köyümün yazı
                                       Göllerinde yüzer ördeği kazı
                                       Gezer bahçelerde gelini kızı
                                       Bozulmaz yeşili alı Hamas’ın

                                        Ortasından küçük bir dere geçer
                                        Koyunu kuzusu hep ondan içer
                                        Eser rüzgara hoş koku saçar
                                        Cennetten haberdir yeri Hamas’ın

                                         Maden suyu var içenler kanar
                                         Buna hasret çekip çokları yanar
                                         Köy odası vardır misafir konar
                                         Dört taraftan gelir yolu Hamas’ın

                                         Bu kadar yazmakla biter mi sözün
                                         Onu rehber alacak ancak ki özüm
                                         Ağarsa saçlarım buruşsa yüzüm
                                         Gene sensin Şeref kulu Hamas’ın
                                                                     Şeref GÜRBÜZ 1946

 

 

Kalmamış-Ekrem ÖZTÜRK

                                            Köyüm Gözebaşı Gazilerdir bucağı,
                             Harap olmuş evler tütmez ocağı.
                             Soğanlı,çilhoroz meydanın dağı,
                             Dağlara bakacak gözler kalmamış.

                             Köyümden akıyor Çoruh un kolu,
                             Hiç boş kalırmıydı ambarlar dolu,
                             Yapılımış körpınar Çat meydan yolu,
                             Yollardan geçecek kimse kalmamış.

                             İki köy ziyarete dağa çıkardı,
                             Oradan Yeniköy,Sırbasan,Zeyebakardı
                             Kurbanlar kesilir nefis kokardı,
                             Etleri yiyecek dişler kalmamış.

                            Yapılmış çeşmeler köyümden akar,
                            Televizyon anteni dağlara bakar,
                            Alıcı bulursa bir çayır satar,
                            Çayırı biçecek kuvvet kalmamış.

                            Yıkılmış köyümün köşe bucağı,
                            Sanki topal olmuş kopmuş bacağı,
                            Okulu kapanmış inmiş sancağı,
                            Okula gidecek çocuk kalmamış,

                           Köyde kalan derin derin düşünür,
                           On çöplükte tek bir horoz eşinir,
                           Boş kalan fırında sofra düşünür,
                           Kete yiyecek dişler kalmamış.

                           Küsmüş köyüm Beburosa yaslanmaz,
                           Artık çoban köpeğini seslemez.
                           Soğulmuş koyunlar kuzu beslemez,
                           Kuzuyu otaracak çocuk kalmamış.

                           Köy büyük süs sohbet eden kalmamış,
                           Soğumuş odalar asla yanmamış,
                           Kura ile pağaç yapan kalmamış,
                           Sohbetsiz,meclicsiz günler kalmamış.

                           Yıllar geçmiş, tarlaları ekilmez,
                           Bostanlara bir tek soğan dikilmez,
                           Çeşmeler boş akar,sular içilmez,
                           Suda yıkanacak eller kalmamış.

                          Düğünsüz, derneksiz köyde gezilmez,
                          Kuşburnu toplanıp asla ezilmez,
                          Okulsuz köyümde yazı yazılmaz,
                          Bayrağa asacak direk kalmamış.

                          Çilhoroz, Bebiros meydanın dağı,
                          Çevrede söylenir güzeldir balı,
                          Evlerde dokunur her sene halı,
                          Kilim dokuyacak kızı kalmamış.

                          Ilgıt ılgıt eser seherin yeli,
                          Ne akıllı gördüm nede bir deli,
                          Ayaklar yorulmuş tutmuyor eli,
                          Gezip dolaşacak hali kalmamış.

                          Elektrik köyü nura çevirmiş,
                          Telefonla haber heryerden gelmiş,
                          Komşusu azalmış bekçisiz kalmış,
                          Bekçiyi tutacak halkı kalmamış.

                          Sakoylusu süpürgesi kayından,
                          Sağ kalanın haberi yok yarından,
                          Tahılları yıkayan yok çayından,
                          Değirmenler yıkılmış taşlar kalmamış.

                          Dağlar hasret kalmış kaval sesine,
                          Üzerinden yol giderdi Pasine,
                          Yıllar geçmiş sürü dönmüş tersine,
                          Ağası paşası beyi kalmamış.

                          Ötüyor göllerde ördekler kazlar,
                          Gezmez olmuş köyde gelinler kızlar,
                          Ekrem Öğretmen eski günleri özler,
                          Köye mektup gönderecek dostu kalmamış.

                                                     Emekli Öğretmen EKREM ÖZTÜRK

 

 

Koç Delikanlım-Ekrem ÖZTÜRK

                        Gözebaşı köyünde gezer yiğidim,
                        Elma yanaklar üstünde kaytam bıyıklım
                        Dik tutar başını yoktur sarığın
                        Köyümün umudu gül delikanlı

                        Topraklarla yoğrulmuş taş bedenin,
                        Dağlara tırmanır,sevdadır serin,
                        Seni kimse sarmaz,sıcaktır tenin,
                        Köyümün dadaşı koç delikanlım.

                        Yazın çiftçi olur,tabiatla güreşir
                        Amacına varmak için durmaz çalışır
                        Delikanlı çağım derken her gün yarışır,
                        Köyümün yiğidi koç delikanlım.

                        Düğünlerde bar başında oynuyor,
                        Kanı durmaz damarında kaynıyor,
                        Genç kızlarda ismin durmaz söylüyor,
                        Dernekler başında koç delikanlım.

                        Ata biner cirit atar yarışır,
                        Güreş tutar tüm gençlere karışır,
                        Küsü bilmez kainatla yarışır,
                        Köyümün aslanı koç delikanlım.

                        Çevrenin kızları hep sana bakar,
                        Kolalı gömleğe kravat takar,
                        Soğuk sıcak demez karlarda yatar,
                        Köyümün güveni koç delikanlım.

                        Güçsüzleri görse yardıma koşar,
                        Akan ırmak gibi durmadan coşar,
                        Yirmi-otuz derken yüz sene yaşar,
                        Sevdası başında bey delikanlım.

                         Ekrem öğretmen gençlerle iftahar duydu,
                         Ağardı saçları bembeyaz oldu,
                        Oda sizin gibi goncagüldü
                        Gurbette geziyor pir delikanlı
 

 

 

Annem-Bircan ÖZTÜRK

                                       BEŞİĞİMİ SALLADIN
                         GECE GÜNDÜZ KOLLADIN
                         GURBET ELE YOLLADIN
                        HASRETİM SANA ANNEM.

                        ŞEVKATİNLE BESLEMİŞTİN
                        YAVRUM DİYE SESLENMİŞTİN
                        HER ÇİLEYE KATLANMIŞTIN
                        BENİM CEFAKAR ANNEM

                        HAK YOLUNA GİDİN DERDİN
                        NİCE ÖĞÜTLER VERİRDİN
                        HER MURADA SEN YETİRDİN
                        ÖDİYEMEM HAKKINI ANNEM.

                        ANNE DEDİĞİN BÜYÜK NİMET
                        ÖLENE KADAR EDERİM HÜRMET
                        YETER Kİ SEN HAKKINI HELAL ET
                        EMEĞİN ÇOKTUR ANNEM.

                        KUCAK AÇAN KOLLARINDAN
                        DUA DÜŞMEZ DİLLERİNDEN
                        O MUBAREK ELLERİNDEN 
                        ÖPSEYDİM SENİN ANNEM...

Copyright © 2009-2010 Gözebaşı Köyü

Tasarım ve uygulama: Turhan