Erzurum Gözebaşı Köyü

Site Yöneticisi

iletisim
Gökhan ÖZTÜRK
ANKARA
Tel: 0505 234 36 67
gokhanozturk67@hotmail.com gokhanozturk67@gmail.com

Üye Girişi

Giriş

Şifremi Unuttum | Kayıt Ol

Arama Motoru

Hava Durumu

Döviz

Alış Satış
Dolar dolar 2.1302 2.1341
Euro euro 2.9505 2.9559

Radyo Dadaş

İstatistikler

Bugün: 33
Dün: 162
Toplam: 417375

Reklam Alanı

Milli Mücadelede Erzurum

Atatürk Araştırma Merkezi Yayınlarından olan ve Doç.Dr.Haluk Selvi'nin "1918-1923 MİLLİ MÜCADELE'DE ERZURUM" adlı Eserinden.

Eserin amacı Milli Mücadele süresince hareketliliği son derece yüksek olan Erzurum'un İstiklal Mücadelesindeki yerini ve önemini ortaya koymaktır. Bugüne kadar "Milli Mücadelede Erzurum" konusu bir bütün olarak işlenmemiş olup, çeşitli konular ele alınıp araştırılmıştır ve bu konular arasında kopukluklar bulunmaktadır. Özellikle orijinal belgelere dayanılarak bu sahadaki eksiklik giderilmeye, elden geldiği kadar konu bir bütün olarak tamamlanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın kaynakları arasında Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı Arşivi, Başbakanlık Osmanlı Arşivi ve Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nden alınan belgeler önemli yer tutmaktadır. Milli Mücadele döneminde Erzurum'da çıkan Albayrak Gazetesi'nin mevcut nüshaları bu konuya vazgeçilmez bir kaynak olmuştur. Ayrıca İstanbul ve Anadolu Basını'da taranmıştır. Milli Mücadele dönemine ait hatıralarda çalışmamızın önemli unsurları haline gelmiştir. Mustafa Kemal Atatürk'ün "Büyük Nutku", Kazım Karabekir Paşa'nın "İstiklal Harbimiz'i" Cevat Dursunoğlu'nun "Milli Mücadele'de Erzurum" u, Süleyman Necati Güneri'nin "Hatıralar"ı, Vali Hamit Kapancıoğlu'nun "Defter-i Hatırat"ı, Rawlinson'un "Adventures In The Near East"u bu çalışmada faydalanılan önemli hatıralardır. Giriş kısmında Erzurum'un tarihçesine yer verildi. Birinci Bölüm, Erzurum'un rus işgalinden kurtarılmasından Erzurum Kongresi'ne kadar geçen dönemde şehrin durumunu ve gelişen olayları ihtiva etmektedir. İkinci bölümde Erzurum Kongresi'nden Sivas Kongresi'ne kadar geçen dönem ele alınmıştır ki bu dönemde Mustafa Kemal Paşa Erzurum'dadır ve Milli Mücadele'nin temellerini burada atacaktır. Üçüncü bölümde Sivas Kongresin'den TBMM sinin açılmasına kadar geçen ara dönemde Erzurum'da geçen olaylar ele alınmıştır. Dördüncü bölümde 1 nci TBMM döneminde Erzurum'da geçen olaylar ile Şark Harekâtı ve Bolşevizm'in şehirdeki etkileri ele alımıştır.
ERZURUM'UN TARİHÇESİ:Erzurum,çok önemli yolların düğüm noktasında bulunması ve konumununmüdafaaya elverişli olması sebebiyle, tarih boyunca, askeri ve ticari önemiön planda olmak üzere Anadolu'nun önde gelen şehirlerinden biri olmuştur.Kafkasyave İran'dan gelen büyük yolların Anadolu'ya açılan tek kapısını teşkiledip, ilk ve orta çağlarda doğudan Anadolu'ya girmek teşebbüsünde bulunan istila ordularına karşı Anadolu savunmasının kaderini tayin eden başlıca kaleolduğundan büyük bir önem kazanmıştır.Erzurum Şehri, kendi adını taşıyan ovanın güneydoğusunda, Palndöken Dağınındibine yaslanmıştır. Erzurum hem ovanın en büyük şehridir, hemde Doğu Anado-lu'nunen büyük pazarıdır. Her şeyden önce bir geçit yeridir ve bu rolü hepsindenüstündür.İlk yüksek medeniyetlerin beşiği olan Mezopotamya'ya hayat veren Dicle ve Fırat'ın önemli kollarının Doğu Anadolu'da, Güney Kafkasya'yı sulayan Aras ve Kura kaynaklarının Kuzeydoğu Anadolu'da oluşu Erzurum-Kars bölgesininbir taraftan Ön Asya Kültür Çevresi'ne, diğer taraftan Karadeniz ve Hazar Denizlerine yakın oluşu ise Orta Asya ve Atlı Halklar (İskitler ve Türkler) kültür çevre-sine girmesini sağlamıştır.Erzurum'un ilk bilinen halkı Uratılar olup, bunu Hititler, Ermeniler, Medler, Persler,Partlar, Sasaniler, Bizanslılar ve Türkler takip etmişlerdir. Erzurumun kaynaklardailk isimleri Karintis, Karin, Korana, Karnoi, Kalghak ve Karnoi Kağak olarak geç-mektedir. Romalılar 415-422 yıllarında doğudan gelen İran saldırılarına karşı burasınıgüçlendirmişler ve İmparator II Theodosius'un adına izafeten Theodosiopolis adınıvermişlerdir. Ovadaki Erzen (Karaz) şehri 1049 yılında Selçuklu Türkleri tarafındanele geçirilince buranın halkı Theodosiopolis şehine sığınmışlar ve bu tarihten itiba-ren, bilhassa Türk idaresine geçmesinden sonra Erzen, Erzen-i Rum, daha sonradaErzurum diye adlandırılmıştır. Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim, 1514 yılında Safevi Hükümdarı Şah İsmailiÇaldıran'da mağlüp ettikten sonra, Erzurum önlerine kadar gelmiş, fakat OsmanlılarErzurum'a Tam manâsıyla 1518 yılından sonra hakimolabilmişlerdir.
Osmanlı Devleti, rus saldırılarına karşı koymak için 1867-1874 yılları arasında Erzurum'da istihkâm ve tabya inşa etti. Erzurum şehrini koruyan önemli tabyalar genelde doğuda ve geçitlere haki noktalarakuruldu. Bunlar Ahali/Toprak, Aziziye, Mecidiye, Sütnişan/Hamidiye, Sivişli, Çobandede, Dolangez, Toy, Ağzıaçık, Toparlak, Uzun Ahmet,Tafta/Şihap Paşa ve Kargöbek tabyalarıdır. Erzurum kalesinin harapve yeterli olmayışı sebebi ile şehrin çevresi toprak tabya ve istihkam-larla çevrildi. Şehir kaleye döndürüldü Osmanlı Devlet'inin önemli bir bölgesinde bulunan Erzurum, İkinci Meş-rutiyet'in ilanında da önemli bir rol oynamıştı.1906 yılında Erzurumlularınyeni konulan şahsi vergi ve hayvanat resmî yüzünden Sultan Abdülhamitİdaresine karşı gelmeleri, Meşrutiyet'in ilan teşebbüslerinin de başlangıcısayılabilir. 23 Temmuz 1908 de II Meşrutiyetin ilanı ile Erzurum'da dakarışıklıklar yaşandı. "Padişah" ve "Meşrutiyetci" ler diye ahali ikiye bölündü.Bu nedenle Erzurum'da her türlü toplantı ve gösteriler yasaklandı. Erzurum Valisi Yusuf Paşa bu nedenle 25 Nisan 1909 da İstanbul'da idam edildi.Birinci Dünya Savaş'ında Erzurum, daha başlangıcından itibaren rusordularının en önemli hedefi oldu.Sarıkamış mağlubiyetinden sonra 16 Şubat 1916 da ruslar Erzurum'a girdiler. Kalenin düşmesi, DoğuCephesi'ndeki savaşlarda, Türkler için en ağır darbe oldu. Halk ruslarlabirlikte gelen ermenilerin katliamından kurtulmak için ordu ile birlikteAnadolu içlerineçekilmeye başladı.Yaklaşık iki yıl rus işgali altında kalan Erzurum, 12 Mart 1918 de kurtarıldığıtarihe kadar çok kötü günler yaşadı...
1 NCİ BÖLÜM:(Kurtuluştan Kongreye Erzurum)Erzurum şehri, 12 Mart 1918 de işgalden kurtarıldıktan sonra harapbir durumda idi rus işgali ve peşinden ermenilerin şehirdeki tahribatı halkı göçe zorlanmış, nüfus onbinden üç-dört b,ne kadar inmişti.Şehirdeki en büyük problemler meskensizlik ve açlıktı. Şehrin kurta-rılması sırasında I.Kafkas Kolordusu Kumandanı Kâzım Karabekir Paşasefaleti önleyebilmek için çeşitli tedbirler almış, burada bulunan ambar-ların zarar görmemesi için büyük çaba harcamıştı. Doğu Cephesindeçekilen bu sıkıntı Osmanlı Devleti'nin içerisinde bulunduğu genel durumunbir göstergesiydi. Uzun süren harp, halkı her bakımdan perişan etmişti.Erzurum ermeni zulmünden kurtarılmış ve biraz olsun nefes almıştı. Fakatşimdi doğuya, Sarıkamış ve Kars üzerine bir hareket başlatılacaktı ve bu hareketin üssü Erzurum olarak tespit edilmişti. Erzurum kendisi işgalacısını yaşadığından, kardeşlerini bu acıdan kurtarmak için elinden ge-leni yapacaktı.Erzurum'un kurtarıldığını duyan muahcir halk geri dönmeye başla-mıştı, fakat kimse eski hanelerini bulamamıştı. Ambarlar bomboştu,yiyecek yoktu, köylerde ekilip biçilecek mahsulde yoktu. Bu nedenleDahiliye Nezareti bu durumun önüne geçebilmek için vilayetleri uya-rarak, Erzurum Vilayet mültecilerinin yiyecek ve iskan müsaitsizliğin-den dolayı dönmelerine müsade edilmemesini istemişti. Buna rağmenşehir aşırı göç yüzünden köyleşmiş, öümden kurtulanlar ve göç edenlereski evlerinin harabelerinde birer ikişer oda tamir ederek içine sığınmışlardı.
Dokuzuncu Ordu Karagâhında bulunan Teftiş Heyeti 22 Mart1918'de Dahiliye Nezaret'ine gönderdiği rapor'da, ermeniler'in Erzurum'utama-men tahrip ettiğini, çekilirken 2500 den fazla insamı katlettiklerini, köylerin yok edildiğini katliamdan sonra hükümet işlerini yürütecek memurun dahi kalmadığını, halkın açlık içerisinde bulunduğunu anlatır. Olağanüstü şartlar altında Dahiliye Nezareti çeşitli önlemler almış ve teftiş heyetine gönderdiği talimatta, idari işlerde orduya gereken yardımın yapılmasını, mülki idareciler atanıncaya kadar gerekenin ordu tarafından yapılacağı bildirilmişti. Kayseri Mutasarrıfı Münir Bey Erzurum'a Vali olaraktayin edilmişti. Haziran ayı başında göreve başlayan Münir Bey İlk olarakvilayet işlerini düzene koymuş ve imar işlerine girişmişti.30 Ekim 1918 de Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasıyla bölgede yeni bir durum ortaya çıkmış, Mütareke'nin 7. ve 24. maddeleri Erzurum halkını büyük bir telaş ve kuşkuya sevk etmiştir. Bu maddeler Vilâyât-ı Şarkiyye'yiadeta ermenilere peşkeş çekiyordu. Açlık ve sefalet içerisinde bulunan halkiçin yeni bir mücadele dönemi başlıyordu. Buraların ermenilere verilmemesiiçin herşey yapılacaktı.
ERZURUM'DA İLK MİLLİ TEŞKİLATLANMA: 1- İstihlâsı Vatan Cemiyeti:Erzurum'da ilk milli teşkilatlanma daha Mondros Mütarekesi imzalanmadan, Birinci Dünya Savaşı'nın son aylarında başlamıştır. İttihat ve Terakki Fırkası Merkez-i Umûmisi, savaşın son aylarında durumun hiç de iyiye doğru gitmedi-ğini anlamış ve Anadolu'da çeşitli vilayetlerde, her ihtimale karşı gizli teşkilat yapılanması yönünde çalışmalarda bulunmuştur.......Erzurum ve Trabzon şehirleri Anadolu'ya geçen ittihatcılar için önemli merkezler olmuştur. Doğuda teşkilatlanma yönünde ilk hareket, rus işgalinden yeni kurtulmuş olan Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum') de başlamıştı. Mondros Mütarekesi gereğince doğudaki Türk Ordularının 1914 sınırı gerisine çekilmelerinin kabulü üzerine, sahipsiz ve sınırdışı kalan bölgenin Türk Halkı elindeki silahlarla milli kuvvetler teşkil etmiş, şehir ve kasabalarda "Milli Şûrâlar kurmuşlardı.....Savaşın son aylarında Konya'da İttihat ve Terakki Okulları Müdürlüğü'nde bulunan Süleyman Necati Bey Erzurum'da kurulan Sultaninin başına geçmesi talebini içeren mektubu alınca bu teklifi kabul ederek, Erzurum'a giderek teşkilattaki yerini almıştır.Süleyman Necati Bey'in Erzurum'a geldiği günlerde Mondros Mütarekesi yeni imzalanmış ve bu mütarekenin 24. Maddesi Erzurum'un önde gelenlerince oraların ermenilere verileceği şeklinde değerlendirilmiştir. Süleyman Necati Bey, Hastane Baştabibi Doktor Fuat Sabit, 3 nci Fırka Kumandanı Halid ve İsmail Hakkı Beylerle birlikte cemiyeti kurmaya karar verirler.Vali Münir Beye başvurularak, yardım isterler ancak Süleyman Necati Beyin ittihatcı olaraktanınıyor olması nedeni ile kuşku ile karşılanırlar ancak uzun uğraşlar sonunda cemiyeti kurmayı başarırlar.
2- Albayrak Gazetesi:Albayrak Gazetesi ilk defa 14 Mart 1913 tarihinde Erzurum'da İttihat ve Terakki Fırkası tarafından yayınlanmaya başlamıştı. Erzurum Hükümet Konağı civarında Milli Kütüphane'den idare edilen gazete haftada a bazen bir bazende iki defa çıkarılmakta idi. Mütareke günlerinde Erzurum şehrinin hem fiziki hemde sosyal durumu çok kötüydü. Şehir bir harabeye dönmüş, halk perişan ve sefil bir hale düşmüştü. Bu şartlar altında bir gazete çıkarmak çok zordu. Ne bir matbaa makinesi nede gerekli harfler vardı. Okul ve gazete için Erzurum'a gelen Süleyman Necati Bey, rusların Hınıs'ta bıraktıkları bir makineyi, Özel İdare'den satın aldı ve Taş Mağazalar karşısında Albayrak Mektebinin çatı katına yerleştirdi. Makinede ve harflerde değişiklik yaparak baskıyı sağladı. Kağıt sıkıntısı neden ile gazete yalnızca iki sayfa olarak çıkarılabiliyordu.Albayrak Gazetesi Türkçü duygu ve düşünceleri kabartacak şekilde yayın yaptı. Sadece Erzurum'un değil bütün bölgenin hakları için mücadele etti. Her nüshasında " Vilâyât-ı Şarkiyye ermenistan olamaz" diye manşet attı. Bölgedeki ermeni zulmünü dile getirirken işgale uğrayan İzmir, Adana, Urfa, Maraş ve Antep'in dertlerine ortak oldu. İstanbul Matbuat'ının işgalcilere yandaş yayınlarına ta Erzurum'dan cevaplar verdi, Padişah'a ve İstanbul Hükümet'ine açık mektuplar yayınladı. Erzurum'da meydana gelen bir çok milliyetci ayaklanmalara önayak olarak halkı yönlendirdi.
KONGRE ÖNCESİ ÖNEMLİ HADİSELERMondros Mütarekesi'nin 5. maddesinde asayiş için gerekli olan askerden fazlasının terhisi, 20.maddeninde silahların toplanarak kontrol altına alınması gerektiğini belirtiyordu. İngilizler özellikle bu maddelerin uygulanıp uygulanmadığının kontrolu için çeşitli illere kontrol subayları yerleştirdiler. Doğu Anadolu'yada ermenilere özel ilgi duyduklarından Lord Curzon'un yeğeni Albay Alfred Rawlinson'u gönderdiler. Görevi mütarekeye aykırı bir şey olup olmadığını denetlemek idi ancak albay bağımsız bir ermenistan kurulması ve ordumuzun teslim ettiği silahların ermenilere aktarılması işini asıl görev olarak öngörüyordu.İngiliz gururu ile dolu olan Rawlinson 22 Nisan 1919 tarihinde on kadar İngiliz askeri ile Erzurum'a geldi ve geldiğinin ertesi günü Vali Münir Bey ve Kolordu Kumandan Vekili Albay Rüştü Bey ile görüştü. Onlara Sultan'ın emrini göstererek depolarda teftişlere başladı.Kazım Karabekir Paşa'nın Kolordu Kumandanlığına atanarak Erzurum'a gelmesi Rawlinson'un hakimâne tutumunu bozmuş ve bölgede hakimiyet kuramayacağını anlayınca merkezden yardım istemişti. Mütareke gereği toplanan fazla silahların Tiflis'e gönderilmesini isteyen ingilizler silahların ermenilerin eline geçmesini hedefliyorlardı.Erzurum halkının baskısı ve Kazım Karabekir Paşanın dirayeti ile Rawlinson silahsızlanma meselesinde başarı elde edememişti.Kazım Karabekir Paşa 3.Ordu 1.Kafkas Kolordusu Kumandanı olarak Mütarekeden önce 1918 baharındaErzurum, Erzincan ve Kars sancaklarının kurtarılmasında birinci derecede rol oynamıştı. Büyük ermenistan'ın kurulmasına karşı mücadele etmek için Erzurum'a tayinini istiyor ve bölge halkının kendisine gönülden bağlı olduğunu bildiğinden de ısrar ediyordu. Kazım Karabekir Paşa'nın Kolordu Komutanı olarak tayinionu yakından tanıyan Erzurum Halkı için ümit verici bir olaydı. Erzurum bu kötü günlerden kurtulmak için aradığı başı bulmuştu.
Anadolu'nun hiçbir yerinde I. Dünya Savaşı'nın dehşeti Erzurum'daki kadar görülmemiştir. Harp, göç, katliamlar, tifüs gibi çeşitli felaketler her şeyi yok etmişti. 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi' nin imzalanmasıyla bölgede yeni bir durum ortaya çıkmış, mütarekenin 7 ve 24. maddeleri Erzurum halkını büyük bir telaş ve kuşkuya sevk etmiştir. Bu maddeler Vilayet-İ Şarkıye' yi adeta Ermenilere peşkeş çekiyordu. Doğu Anadolu'da Ermenilerin büyük Haycsdan (Ermenistan) idealleri karşısında Erzurum insanı kendi üzerine düşen milli görevi yerine getirerek, 10 Mart 1919'da Vilayet-i Şarkıye-i Müdataa-i Hukuk-u milliye Cemiyeti' nin bir şubesini Erzurum' da açtı. MUSTAFA KEMAL PAŞA ERZURUM'DA İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletleri'nin baskıları sonucu, Anadolu'da asayişi sağlamak amacıyla ordu müfettişlikleri teşkil etli. Bu tasarı gereğince. Doğu Anadolu' da ki 9. OrduMüfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin edildi. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen talimata göre, Trabzon, Erzurum, Sivas, Van Vilayetleriyle Erzincan ve Canik müstakil livalarına gereken emirleri verebileceklerdir. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen bu geniş talimattan da anlaşılacağı üzere, O' nun görevi yalnızca Samsun ve havalisindeki asayişsizliğe son vermenin ötesinde idi. Anadolu' ya ayak basar basmaz yapmaya başladığı işlerde bunu ortaya koymaktadır. Mustafa Kemal Paşa 3 Temmuz 1919'da Erzurum'a geldi, ilk karşılama merasimi Erzurum'un batısında on yedi kilometre uzaklıktaki Ilıca' da yapıldı. Mustafa Kemal Paşa Erzurum'a gelişinin ertesi günü 4 Temmuz'da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni ziyaret etti. Mustafa Kemal Paşa, 5 Temmuz 1919'da yakın arkadaşları ile bir toplantı yaptı. Toplantıya Karabekir Paşa, Rauf Bey, Eski Vali Münir Süreyya, Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Kazım Beyler katılmışlardı. Toplantıda bulunanlar, Mustafa Kemal Paşa' ya sonuna kadar yardım edeceklerine, onu lider olarak kabul ettiklerine dair söz verdiler.
ERZURUM KONGRESİ (23 TEMMUZ - 7AĞUSTOS 1919) Erzurum Kongresi, I. Dünya Savaşının uğursuzluğunu acımasız maddeleri ile tamamlayan Mondros Mütarekesinin (30 Ekim 1918) uygulanmaya başlandığı tarihlere rastlamaktadır. Osmanlı İmparatorluğunun imzalamak zorunda kaldığı mütarekenin 24. Maddesi: Vilâyat-ı Sittede karışıklık çıktığı takdirde, bu vilâyetlerin herhangi bir kısmının işgal hakkını İtilâf Devletleri muhafaza ederler şeklinde düzenlenmişti. Söz konusu vilâyetler: Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır ve Sivas vilâyetleridir ve mütareke belgesinin İngilizce olan metninde bu vilâyetler Ermeni Vilâyetleri olarak ifade edilmiştir. Bu durum, öteden beri varlığı hissedilen Ermeni tehlikesini tekrar gündeme getirmiş ve meseleye yönelik duyarlılık ilk olarak kendini, İstanbulda, Vilâyat-ı Şarkıyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetinin kurulmasıyla göstermiştir.(Aralık 1918) Daha sonra Mart 1919da Erzurumda bu cemiyetin bir şubesinin açılmasıyla beraber bölgedeki teşkilatlanmanın öncülüğü yapılmış, bundan sonra Erzurum, Milli Mücadelenin temellerinin atıldığı önemli merkezlerden biri haline gelmiştir. Şehrin Ermenilere verileceği söylentileri bir panik havası yaratmış, bu ortamda halk cemiyete sıkı sıkıya bağlanıp bölgenin ve vatanın kurtuluşu için çare yolları aramaya başlamıştır. Bu süreç içerisinde toplanan Erzurum Kongresi, savaşlar, antlaşmalar ve mücadelelerle uzayıp gelen tarih zincirinin önemli bir halkasını oluşturmuştur. Kongrenin ilk günü yapılan oylama ile Mustafa Kemal Paşa, Kongre başkanı seçilmiştir. 23 Temmuzda başlayıp, 7 Ağustosa kadar süren kongrede alınan kararlar şu şekilde özetlenebilir: 1- Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür ayrılık kabul edilemez; 2- İşgal ve müdahaleler sonucu Osmanlı Devletinin dağılması halinde millet tek vücut olarak yurdunu savunacaktır; 3- Vatanın bağımsızlığını korumaya İstanbul Hükümetinin gücü yetmediği takdirde, geçici bir hükümet kurulacaktır. 4- Bu hükümet milli kongre tarafından seçilecektir; 5- Kongre toplantıda değilse bunu Heyet-i Temsiliye üstlenecektir; 6- Kuvâ-yı Miliyeyi etken ve milli iradeyi hakim kılmak esastır; 7- Hıristiyan azınlıklara siyasî hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez; 8- Manda ve himaye kabul edilemez; Milli Meclisin hemen toplanmasını ve hükümet işlerinin meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için çalışılacaktı

Sayfalar: 1 2

Copyright © 2009-2010 Gözebaşı Köyü

Tasarım ve uygulama: Turhan