
Gökhan ÖZTÜRK
ANKARA
Tel: 0505 234 36 67
gokhanozturk67@hotmail.com
gokhanozturk67@gmail.com
| Alış | Satış | ||
| Dolar | ![]() |
1.7457 | 1.7541 |
| Euro | ![]() |
2.2989 | 2.3100 |
| Bugün: | 80 |
| Dün: | 138 |
| Toplam: | 126182 |
Köylerimizde Anadolu'nun her yöresinde olduğu gibi askerliğini yüz akıyla tamamlayan delikanlının bir an önce evlenip yuva kurması gündeme gelir. Bunda öncelikli olarak delikanlının göz koyduğu birisinin olup olmadığı öncelikli olarak soruşturulur. Delikanlının istediği kız asıl, asalet, görgü ve benzeri özellikler yönünden kendi ailesinin de tasvip ettiği ve beğendiği birisi ise mesele yok demektir. Şayet aranan özelliklerden bir ya da birkaçını taşımıyorsa delikanlıyı bu isteğinden vazgeçirmeye çalışırlar. Bu durum kız tarafı içinde geçerlidir. Kızlarına talip olan delikanlının kendisinde ve ailesinde aradıkları özellikler yoksa aynı şekilde kibarca " yitiğinizi başka yerde arayın" şeklinde bir cevapla talip olanları reddedilir. Uygun bulunursa " buyursun gelsinler." Diye oğlan tarafına olumlu cevap verilir.
Oğlan tarafı sülalesinde veya akrabalarında en yaşlı hatırı sayılan birisine vekalet verilerek ailece önceden belirlenen bir gece kızın evine gidilir. Kız tarafı da kendi tarafından yakın akrabalarını çağırır. Kız babası da tıpkı oğlan babası gibi kendi tarafından sözü geçer birisini vekil tayin eder. Erkekler misafir odasında toplanırken bayanlarda evin bir başka odasında otururlar. Kız tarafı oğlan tarafına çay kahve ikramında bulunur. Bu esnada günlük işlerden havadan sudan kısa sohbetler edilir. Oğlan tarafı vekili yapılan ikramlara teşekkür ettikten sonra, kız tarafı vekiline dönerek " sözünüzü balından kestim. .... efendi, ziyaretimizin sebebini sormadınız?" şeklinde ziyaretinin sebebini çıtlatır. Kız tarafı vekili de " sefa geldiniz hoş geldiniz. Gelene niye geldiniz diye sorulmaz. Siz söyleyin niye geldiğinizi." Diye cevap verir. Oğlan tarafı vekili " Kız tarafı vekilini karşısına alıp diz çökerek " Allah'ın (C.C) emri, Peygamber (S.A.V.) Efendimizin kavli ile sizlerinde rızalığını alarak kızınızı oğlumuza istemeye geldik. Diye maksadını açıklar. Kız tarafı vekili şayet verme tarafı ise biraz nazlanarak " Allah'ın emrine, Peygamber Efendimizin kavline boynumuz kıldan incedir. Ancak bizimde danışacaklarımız var. Onun için vaktinizi tazeleyin diye bir cevap verir. Bu olumlu bir işaret demektir. Bu cevaba karşılık. Oğlan tarafı " hay hay elbette düşünmek hakkınızdır." Der ve kısa bir sohbetin ardından kız evinden ayrılırlar. Daha sonra karşılıklı istişareden neticesinde fazla zaman geçirmeden kız tarafı "buyursun gelsinler" diye haber gönderir. Oğlan tarafı aynı şekilde toplanıp kız tarafının evine giderler. Kız tarafının izzet ve ikramlarından sonra istek birinci seferde olduğu gibi tekrarlanır. Kız tarafı vekili " Allah yazmışsa, kızla oğlan birbirini beğenmişlerse ne diyelim. Ancak yinede kızımıza bir kez daha soralım bakalım o ne diyor." Diye gelin adayına kızın kardeşi ya da yakın akrabalarından iki kişi gidip kıza sorarlar. Kızdan olumlu cevap alınca İçeri girip "Selamın aleyküm cemaat" diye oturanları selamlarlar. İçerdekiler hep bir ağızdan "ve aleykümselam" diye selamı alırlar. Kız tarafı vekili içeri girenlere "nereden gelip, nereye gidersiniz" diye sorar. Onlar da "mağripten gelip meşruba gideriz."Derler. Gelenlere şahitlik kimden kalma, şahitlik nedir? gibi şahitlik hususunda bir takım sorular yöneltirler. Kime ne için şahit olduklarını sorarlar. Onlarda sorulanlara karşılık verir ve yerlerine otururlar. Kız tarafı vekili " O halde bende şahitlerin beyanına göre burada bulunan cemaatin önünde ve Allah'ın huzurunda Peygamber Efendimizin kavliyle kız babası vekili olarak kız babası ..... adına kızımız.... yı oğlunuz..........ya veriyorum. Allah her ikisini de bir yastıkta kocatsın Allah mutlu ve mesut etsin." Diye karşılık verir. "Oğlan tarafı vekili de aynı şekilde bende Allahın huzurunda ve burada bulunan cemaatin huzurunda şahitlerin beyanına ve sizlerinde rızalığı ile kızınız ....yı oğlumuz ...ya oğlan vekili olarak aldım kabul ettim." Diyence oğlan ve kız tarafı kalkıp birbirine hayırlı olsun temennisinde bulunurlar. Buna " sakal öpme" denir. Herkes yerine oturur oturmaz oğlan tarafının beraberinde getirdiği şeker veya çikolata ikram edilir. Bu arada oğlan tarafı vekili kız tarafı vekilinden nişan ve düğün için neler yapmaları gerektiğini kız tarafı vekilinden sorar. Kız tarafı vekili " ne diyeyim. 100 kilo yıkanmış yün. En az iki tane el örgüsü taban halısı, kilim, burma bilezik, beşibirlik, altın ve ayrıca düğün ve çeyiz masraflarının karşılanması için bir miktar başlık parası istenir.(Başlık parası yaklaşık 30 yıldır kaldırılmıştır. Zannedersen başlık parasını en son ben verdim.) Başlık parası yerine kızın annesine "süt hakkı" olarak altın takı olarak verilir. Kız tarafı isteklerini sıraladıktan sonra oğlan tarafı bu isteklerde indirim yapmaları talebinde bulunur. Kız tarafı isteklerinde bazen ısrarlı olur. Bazen de gereken indirimi yapar. Örneğin takıda, ve başlık parasında gerekli kolaylık sağlanır. Bayanların toplanıp oturduğu odada gelin adayı kız kaynana adayının elini öper.O da yanında getirdiği söz yüzüğünü ( beh yüzüğü de denir) kızın parmağına takar. Başına da bir eşarp bağlar. Bazen vakit geçirilmeden aynı akşam ve ya kısa bir süre zarfında nişan ve nikah için gün belirlenir. Bu duruma "Söz kesme denir."
Birkaç gün içerisinde köyün delikanlıları "göz aydınlığı gecesi yapmak için oğlan babasından müsaade isterler. Alınan müspet cevaba karşılık delikanlılar bir gece sözlenen gencin misafir odasında toplanırlar. Oğlan tarafı gelen gençlere çay ikram eder. Gençler sözlenen gencin ailesine "gözünüz aydın olsun. Allah hayırlı etsin" gibi temennilerde bulunduktan sonra kalkıp bar oynarlar. Aralarında şakalaşırlar. Gece geç saatlere kadar eğlenirler. Sözleneni tebrik eder kalkıp giderler.
Kız ve oğlan tarafının ortaklaşa belirlediği gün gelmeden her iki taraf nişan ve nikah için gerekli hazırlıkları tamamlar. Oğlan tarafı gelin adayının, kız tarafı damat adayının nişan yüzüğünü alır. Oğlan tarağı gelin adayına bilezik, atın ve nişan elbisesinin yanı sıra, kız tarafına da bir takım hediyelik kumaş ve giysi alınır. Nişanda ikram edilmek üzere çerez, şeker,kolonya ve hazırlanan yöresel keteden oluşan nişan bohçasını alıp, akşam yemeğinden sonra köy imamı ile birlikte kız evine giderler. Kız tarafı oğlan tarafını güler yüzle karşılayıp erkekleri misafir odasına, bayanları bir başka odaya alırlar. Her iki taraf hal hatır sorduktan sonra asıl meseleye gelirler. Gelin adayının yüzünü kapatacak şekilde başına bir vala ya da eşarp örtülü olarak damat adayı ile oğlan tarafından evli genç bir bayan refakatinde erkeklerin oturduğu misafir odasına girerler. Gelin adayı önce babasının ve kaynatasının elini öper. Damat adayı da aynı şekilde kaynatasının ve babasının elini öper. Gelin adayının kaynatası gelini elini öpünce maddi durumuna göre beraberinde getirdiği takıyı takar. Buna "yüz görümü" de denir. Bu esnada bir tabla içerisinde getirilen yüzükler takılır. Tekrar el öpme seremonisinden sonra odadan çıkarlar ve bayanların oturduğu odaya giderler. Orada da kaynanaların elleri öpülür. Eskiden nişan yüzüklerini kalabalık önünde takmazlardı. Boş bir odada kız ve oğlan tarafını temsilen iki kişi tarafından takılırdı.
Bu arada köy imamı resmi nikahlarının olup olmadığını sorar. Resmi nikah yapılmış ise yine boş bir odada veya hazır bulunanların huzurunda kız ve oğlan tarafının şahitlikleri ile nikahlarını kıyar. Bu arada oğlan tarafının getirmiş olduğu şeker, kolonya, çerez ikram edilir. Bayanların oturduğu odada köyün genç kızları türkü söyleyip bar oynayarak eğlenirler. Bazen delikanlılarda damat adayının odasında toplanıp eğlenirler.
Kız ve erkek tarafı belirlenen bir tarihte kız evinde toplanarak düğün tarihini belirlerler. Genel olarak düğün zamanı sonbahar mevsimi ve haziran ayı olarak belirlenir. Çünkü sonbahar işlerin toparlandığı mevsim, haziran ayı ise çayır tarla işlerinin henüz başlamadığı aydır.Gelini almaya gidenlere "Düngürçü" denir. Kız babası kaç düngürçü ile gelineceğini, düğüne davul zurna getirilip getirilemeyeceğini erkek tarafına bildirir. Her iki tarafta yapması gereken hazırlıkları tamamlamaya çalışır. Oğlan tarafı almış olduğu yünleri yıkayıp yatak için hazırlar. Yatak yüzleri kesilip, dikilir. Yataklar yüzlenip kaplanır. Gelin için alınan hediyeler geline teslim edilir. Buna "örtü yüzü biçme" denir. Yataklar hazırlanırken keteler yenilip çay içilir.
Belirlenen tarih gelince, oğlan tarafı düğüne götüreceği düngürçülere gitmeden bir gün önce çay içirir, bu çay aynı zamanda düğün davetiyesi sayılır. Kız tarafı da düğüne gelecek olan misafirleri karşılamak için kendi tarafına çay içirir. Damat adayı da delikanlılara çay içirir. Gelin komşu köyden ise düğün günü öğleden sonra dügürçüler misafir kalacakları eve bir kilo şeker ve bir paket çay alıp heybesine koyar. Atlar binilir, davul-zurna eşliğinde yola çıkarlar. Kız tarafının köyüne yaklaşınca atına güvenen birisini köye haberci olarak gönderirler. Haberci kimseye yakalanmadan köyün ortasına doğru atını sürer ve " 20 atlı bir yenge ile davul-zurna eşliğinde geliyoruz." Der ve atını hızla çevirip geri döner. Köyden gençler haberciyi yakalamak için yolu keserler. Şayet yakalarsalar sırtına bir soba, boynuna bir kem bağlayıp içerisine ot doldurur ateş verirler. Eşeğe ters bindirip bir takım zahmetler verirler. Düngürçüler köye gelince atlı başı gençlere bahşiş verip haberciyi kurtarır. Atlılar kız evinin önünde atlarından inerler. Kız tarafı hazırlamış düngürçülere ayaküstü şerbet ikram eder. Köyden herkes birer düngürçünün atını tutup kamçısını alır. Bu sen bana misafirsin demektir. Düngürçüler odaya alınır. Hoş beşten sonra konak sahipleri düngürçülerini alıp evlerine götürürler. Akşam herkes kendi misafir olduğu evde yemeğini yer. Bu arada köy gençleri hazırladıkları bir odaya misafirleri davet ederler. Gelmeyen olursa zorla evden çıkarıp boynuna bir kem bağlar, eşeğe ya da zankaya (tejgere,kızak) bindirerek delikanlı odasına getirirler. Toparlanan düngürçülere olmadık şakalar ve oyunlar yapılır. Bu şakalardan aklımda kaldığı kadarıyla, tıraş etme, kaz otarma, kayış kızartması, yüzlerine is sürme, ıslatma gibi çeşitli ağır şakalar yapılır. Düngürçüler kendilerine bu yapılanlardan kesinlikle alınmazlar. Geç vakitlere kadar eğlendikten sonra herkes yorgun argın konaklarına çekilirler. Bu arada kız evinde genç kızlar gelini düğün için hazırlarlar. Saçını yaparlar, duvak ve gelinlik giydirilir. Ertesi sabah düngürçüler davul zurna eşliğinde evlerden toparlanıp kız evine getirilir. Köy delikanlıları düngürçülerle birlikte davul zurna işliğinde bar oynarlar, Oğlan tarafının getirmiş olduğu etlik hayvan kesilip, düngürçülere ve köy halkına et yemeği, pilav ve hoşaf ikram edilir. Akşam kız tarafı bir koç yada teke kesip çağ kebabı ikram eder. Bu arada şerbet içilip, bir tabla ile geline bahşiş toplanır. Bahşişi toplayana da tabla örtüsünün altına ayrıca küçük bahşiş verilir.Kız evinde gelinin eline kına konup başında mum yakılır. Düğüne katılanlara oğlan tarafının getirdiği çerez dağıtılır. Bu arada çeyiz yazılır. Çeyizi yazana bir çift yün çorap hediye edilir. Üçüncü günü sabah erkenden yola çıkmak için yine davul zurna eşliğinde düngürçüler kız evinin önünde toplanırlar. Gelin gelinliğini giymiş vaziyette komşuların evlerini dolaşıp helalık alır. Evleri dolaşırken yakın kız arkadaşlarından bir kaçı yanında beraber gezer. Baba evinde kızın kardeşi gelinin beline bekaret kemerini bağlar. Bekaret kemeri 4-5 santimetre eninde ve iki metre boyunda kırmızı bir kurdeledir. Gelini evden varsa damadın kardeşi veya yakın akrabası ile sağdıç birlikte çıkarır. Bu arada gelinin kardeşi kapıyı tutar damadın babasından bahşiş almadan kapıyı açmaz. Atlar hazırlanıp gelin evden çıkarılır. Ata bindirilerek köyden düğün alayı köyden ayrılır. Yolda çocuklar ellerine birer sırık alarak düğün alayının önünü keserler. Bunlarda bahşiş almadan yolu açmazlar. Düngürçülerin heybelerine konak sahipleri kızarmış tavuk, kete ve katmer gibi yol azığı koyar.Gelin attan düşmemesi için kolundan sağdıç tutarak yürür. Atın başını ise birisi çeker. Gelinin yanı sıra ise sağdıcın eşi aynı zamanda yenge bulunur. Davul zurna eşliğinde düğün konvoyu köye yaklaşırken gelinin annesinin damat için hazırladığı ve yengeye teslim edilen küçük hediye bohçasını, atı iyi koşan birisine verip gelinin gelmekte olduğunu haber vermesi için gönderir. Buna tilki getiren denir. Tilkiyi getiren delikanlılara yakalanmadan delikanlı odasına girip tilkiyi odadan içeri atar. Delikanlıbaşından bahşişini ister. Yakalanırsa yüzü islenip eşeğe ters bindirilir. Gelin alayı köye girince köyde düğünü bekleyenler oğlan evinin önünde toplanır. Gelin attan inerken ters çevrilmiş maya kazanına ve üstüne konulan porselen tabağa basarak attan iner. Tabağın kırılması uğur sayılır. Damat mendil arasına konulan çerez ve madeni parayı gelinin başından aşağı döker. Çocuklar büyük bir gayretle dökülen çerezi ve parayı kapışarak toplarlar. Gelin düğün kısa bir dinlenmeden sonra kızlar tarafından düğün evine götürülür. Köylerimizde düğün evi ile delikanlı odası ayrı olur. Delikanlıların düğün evine girmesi yasaktır. Cezalandırılır. (Bizim köyde Müslim eminin çubuğunu yemeyen delikanlı pek azdır.)
Gelin baba evinden çıkarılırken sinilere konulan çerezin üzeri vala ile örtülür. birkaç delikanlı siniler başları üstünde taşırken iki delikanlı pehlivanlığa soyunur. Davul zurna eşliğinde peşrev yaparak sini alayı ilerler. Son yıllarda sini alayı İmam eşliğinde tekbir getirerek cami önüne kadar gelir. Çerez orada bulunanlara dağıtılır.
Delikanlılar aralarından en tecrübeli birisini "Delikanlı başı" olarak belirlerler. Delikanlı başı bir odayı delikanlı odası olarak hazırlatır. Odada bir masa birkaç sandalye konur. Masanın üstüne kesilip, temizlenmiş ancak pişirilmemiş bir tavuk masanın üzerine yerleştirilir. Tavuğun sırtına saplanan bir iğde ağacı dalının dikenlerine üzüm, incir, şeker gibi çerezler takılır. Kır çiçekleri ile bezenir.Buna bağ denir. Masa sekinin önüne konur. Sekinin üzerinde damat ve yanında iki genç oturur.Bu gençlere bey denir. Düngürçüler gelini indirdikten sonra gelip bağı görmek zorundadırlar. Gelmeyen olursa "zanka" ile (tejgere veya eşeğe ters bindirilerek) getirilir. İçeri giren düngürçü selam verince damat ve yanında bulunan beyler ayağı kalkar. Konuşmadan saygılı bir vaziyette dururlar. Düngürçü müsaade etmeden oturmazlar. Bu arada damat ve beylere takılır ve laf atar. Bunları av köpeğine benzetir. Delikanlıbaşından damat ve beyleri ister. Tabi damat ve beyler verilmez. Bağdan üzüm ve çerezleri yer. Bahşişini verip çıkar. Damadın yanında duranların bir görevi de damadı düngürçülere çaldırmamaktır. Düngürçü çalmak için fırsat kollar. Söze tutup açığı yakaladığı an damadın kolundan veya elbisesinden tutup çekerse damat çalınmış sayılır. Yöre ağzıyla güveyi çalma denir. Damadı çalan düngürçü diğerlerine haber salar. Damadı ve beyleri alıp kendi evine götürür. Delikanlılardan kebaplık koç ister. Mecburen delikanlılar şereflerini kurtarmak için istenen koçu yada tekeyi alıp düngürçülere teslim ederler. Düngürçüler kebabı damatla birlikte yerler. Damada elbiselik kumaş alıp delikanlılara teslim ederler.
MEVLÜT BAYRAK
Copyright © 2009-2010 Gözebaşı Köyü
Tasarım ve uygulama: Turhan