Erzurum Gözebaşı Köyü

Site Yöneticisi

iletisim
Gökhan ÖZTÜRK
ANKARA
Tel: 0505 234 36 67
gokhanozturk67@hotmail.com gokhanozturk67@gmail.com

Üye Girişi

Giriş

Şifremi Unuttum | Kayıt Ol

Arama Motoru

Hava Durumu

Döviz

Alış Satış
Dolar dolar 1.4994 1.5066
Euro euro 1.9241 1.9334

Radyo Dadaş

İstatistikler

Bugün: 2
Dün: 159
Toplam: 52164

Reklam Alanı

Geçmişten Günümüze Hatıralar

AZİZ BİZİM NEYİMİZ? - Mevlüt BAYRAK

Köyümüzün renkli simalarından birde şu anda köyün muhtarı olan Husamettin DUMANdır.Sayın Hüsamettin DUMANın affına sığınarak ondan bir enstantaneyi sizlerle paylaşmak istedim. Aziz Nesinin öldüğü günlerdi.Erzurumda Erdal Erganinin kahvehanesinin önünde oturuyoruz.Esenyurt Köyünün Münübüsüde yolcularını topluyor köye gitmek üzere. Hüsoş elinde bir karpuz münübüs şoförüne teslim ederken " oğlum bu karpuzu köyde anama ver.Anama deki Aziz Nesin de ölmüş." dedi ve yanımıza geldi. Kendisine "Hüsoş anan Aziz Nesini nerden tanıyacak" sorduğumuzda. "oğlum benim anam İstanbul gezmiş kültürlü kadın.Sizlerin anası gibi cahil değil" şeklinde karşılık verdi.Gülüştük. Neyse lafı fazla uzatmayalım. Münübüs şoförü karpuzu Nazire yengeme verirken "Bu karpuzu Hüsammet abi gönderdi. Dediki anama söyle Aziz Nesin de ölmüş." Diyor. Nazire yengem karpuzu alır almaz Hüsammetine telefon açıyor. "Ola Hüsoş bu ölen Eziz kim? Bizim neyimiz? diye soruyor.

 

KISA KISA -Mevlüt BAYRAK

 Sevgili köylülerim. Geçmiş zamanda köyümüzün yetiştirdiği birçok renkli simalar vardı. Ahirete intikal eden bu zatları devamlı rahmetle anarım. Hepsine Allah rahmet eylesin. Beraber paylaştığım anılarım oldu. Bazen gurbette köylülerimle bir araya gelince bu anılarımı sık sık anlatırım.

Refik (Karaman) Dede, İsmail (Kağan) Dede, Ziya (Yavuz) Dede, Dursun (Bilmez) Dede, Nazim Dedem, Mevlüt (Akın) Dede Reis (Duman) Dede, Şahin (Duman) amca , Allah uzun ömür versin Hacı Müslim (Öztürk) amca…..daha niceleri. Sözü fazla uzatmadan yatkınlarının da affına sığınarak Rahmetli Refik Dedeyle olan bir anımı sizlerle paylaşmak istedim.

Bir ilkbahar mevsimi Refik dedeyle “Yarların dibi” mevkisinde öküz otarıyoruz. Refik dede aramızda olduğu için hayli kalabalığız. Çünkü o taklit yapacak bizi güldürecek. Onun için Refik dere nerede biz oradayız. Hatırladığım kadarıyla o gün Vahdettin abi, Rıza amcanın oğlu, Rezak, Çağlar, Hafiz, Zannedersem Abubekir daha bir çok kimse vardı. Öküz malını yarların dibine götürünce biz çalılığa daldık, kimimiz değneklik, kimimiz çubuk kesiyoruz. Derken vakit ilerledikçe Refik dede bize “ uşuğum malı toplayın. Kurt yer, uçurumdan düşen olur….” Dedikçe biz pek oralıklı olmuyoruz. Derken vakit epey ilerledi. Hodakların içerisinde en küçük olan beni ve Çağlar’ı malı toplamaya gönderdiler. Mallar hayli dağılmış vaziyette toparlamaya çalışıyoruz. Birde ne görelim. Refik dedegilin gedek tepe üstü kar kürtüğüne düşmüş. Koşarak gelip Refik dedeye haber verdik. Gedeği dereden zor bela çekip çıkardık ama gedek çoktan ölmüştü. Refik dede bir taraftan derisini soyarken bir taraftan da kendi kendine sitem ediyordu. Bizleri kasdederek “ Mungeriz oğlu mungerizler sabah beridir Reifk dede çubuk keselim, Refik dede sahoylu bağlayalın. Gedeğin p… yediz. Gelin oturak…. Zaten sabahtan baktım bu soyha guduret köprüsünden geçiyordu…. Hele bak akşam köyde diyecekler ki Koca Refik dört tane hayvan götürmüş birinin postunu degenege sarmış getiriyor. Tüüü…. Yazıklar olsun. ” Dedikçe biz kıs kıs Refik dedenin sözlerine gülüyoruz.


.......................................................................................................................................................
Yeri gelmişken Rahmetli Refik dededen bir anımı da sizlerle paylaşmak isterim.
Bir yaz mevsimi Güzlekte rahmetli babam ve amcamla tarla biçiyoruz. Baktım Refik dede koltuğunun altında itina ile sarılmış bir tepsi atın üstünde yavaş yavaş köyden taraf geliyor. Bize yaklaşınca “Selamın Aleyküm Şeref usta. Kolay gelsin. Bereketli olsun.” Diyince Babam “ve Aleyküm selam Refik dayı. Hoş sefa geldin Nereye böyle..ne götürüyorsun” diye hal hatır sordu. Refik dede “ Uşağlar Bebirosta tarla biçiyor. Gemsiz (hanımına öyle derdi) tatar böreği yaptı. Azık götürüyorum.” Dedi ve yola devam etti. Aradan bir iki saat geçti hafif bir yağmur çiseledi. Az sonra baktım Refik Dedenin oğulları Osman ve Kadir abi kestirme yoldan Daşın başından taraf köye gidiyorlar. Onlardan biraz sonra da Refik dede atı çekerek koltuğunda boş tepsiyle yanımızdan gelip geçerken, Babam “ Refik dayı tarlayı her halde bitirdiniz” diye sorunca, Refik dede “ Nerde bitirmek Şeref can Tatar böreğini bitirdik, tatar böreğini bitirdik. Diye cevap verdi.

.......................................................................................................................................................
Her zaman rahmetle andığım Şahin amcadan bir menkıbeyi de sizlere aktarmayım.
Mevsim Sonbahar köyde işler bitmiş. Ramazan ayı Şahin amcanın büyük oğlu Ethem abide Hasankale’de öğretmenlik yapıyor. Ethem ve Erdal abi babalarına “ emi” derlerdi. Ethem abi Şahin amcaya “ emi gel ramazanı Hasankale’tut.” diye haber gönderiyor. Şahin amcada ikinci eşi rahmetli Miyese yengeyle birlikte Hasankale’ye ’gidiyor. İlk birkaç gün iyi geçiyor. Şahin amca Camiye gidip geliyor. Teravih ve vakit namazlarını büyük bir huşu içerisinde eda ediyor. Ancak teravi zamanı camiye erken gittiğinden olsa gerek imam kürsüde uzun uzadıya vaaz veriyor. Daha ziyade dini hikayeler anlatıyor.Şahin amcanın uykusu geliyor. Gözlerini bir türlü açamıyor. Derken derin bir uykuya dalıyor. Rüyasında askerlik günlerini görüyor. Bölük komutanını görüyor. Bölük komutanı Şahin amcadan künyesini soruyor. Şahin amca künyesini sayarken “….Hamit oğlu Şahin Duman” diyince kendi sesine uyanıyor. Bakıyor ki ayağa kalkmış durumdayım. Bu arada İmam susmuş, cemaatinde kendisine baktıklarını görünce Şahin amca çok utanıyor. Zaten abdesti de bozulmuş. Camiden çıkmaya çalışırken cemaatten birisi sesli olarak “ Hey vah! adam herhalde aklını oynattı.” diyince. Şahin amca iyice utanıyor. Doğru eve geliyor. Hanımı Miyese yengeme “ Tortumlu pılıyı pırtıyı topla yarın köye gidiyoruz. Benim daha camiye mamiye gidecek yüzüm kalmadı.” Diyip gerçekten ertesi günü köye geri dönüyorlar.

.........................................................................................................................................................
Bir olayda kendi Dedemden Rahmetli Nazim dedemden anlatayım.
Ben yedi sekiz yaşındaydım. Bir gün amcamla Ortasekiye odun getirmeye gittik. Odunu amcam hazırladı arabaya yükledi. Baktık ki öküzler yok. Öküzlerin köye gitmiş olacağını zannederek Amcam beni köye gönderdi. Gelip baktım ki öküzler köyde de yok. Rahmetli babam köyden İsmet ağabeyi, Rafet ağabeyi yanına alıp öküzleri aramaya çıktılar. Dedem oldukça tedirgin bir vaziyette eve girip dışarı çıkıyor. Arada bir ellerini dürbün gibi yapıp uzakları izliyor. Tekrar oflayıp puflayarak içeri girip ocaktan sigarasını yakıyor.Rahmetli nenemde ocağın başında yemek pişiriyor. Dedem neneme “ otur rahat rahat kale yürekli otur. Öküzler kargapazarını elledi. Sen aş kazanını karıştır. Canıma öküzler.” Diyince; Nenem “ vıy vay benim başıma öküzleri ocakta mı ariyim.Neydim.” Diye cevap verdi.

.......................................................................................................................................................
Rahmetli Mevlüt Dede (Dursun Akın öğretmenin babası) bir gün Erzurum’a ev eşyası almak için gitmiş. Alacaklarını halı heybesine yerleştirip trenle geri dönüyor. Trende birisi gelip kompartımanda yalnız oturan Mevlüt dedeyle sohbete başlıyor. Havadan sudan konuşurken Mevlüt Dedenin Yeniköye oradan da yaya olarak köye gideceğini öğreniyor. Tren Yeniköye varınca Mevlüt dede trenden inerken kompartımanda tanıştığı kimse Mevlüt dedeye “ Mevlüt dede sen yaşlısın ver heybeyi ben taşıyayım. Bende sizin tarafa yolculuk yapıyorum.”diyor. Mevlüt dede da memnuniyetle heybeyi bu kişiye teslim ediyor. Mevlüt dede trenden inip kalabalıkta heybeyi verdiği kişi aramaya başlıyor. Adam meğer hırsızmış heybeyi aldığı gibi tekrar trene binip yola devam ediyor. Mevlüt dede arana arana köye geliyor. Durumunu üzülerek herkese anlatıyor. Aradan seneler geçiyor. Mevlüt dede bu olayı hiç unutamıyor. Her aklına geldikçe birilerine tekrar tekrar anlatıyor. Bir gün yine aynı olayı anlatırken kız kardeşi olan Rahmetli Fadime nine (Rahmetli Hacı Hasan Kavaz’ın annesi) “ aman Mevlüt dadaş bu heybenin hikayesi hiç mi bitmiyor.” Diyince Mevlüt dede “ Vıy Fedime anlatmayayım da heybe külleyen itsin mi. Hele senin Sözen bak.” Diye karşılık veriyor.
Hepsinin ruhuna el fatiha..Allah Rahmet eylesin. Nur içerisinde yatsınlar.

........................................................................................................................................................

BAHAR YAKLAŞTI
Sevgili hemşerilerim Yıldırım Öztürk abimin güzel bir takvimi vardı. Kurtuluşlar başladığı zaman derdiki "uşağ kurtuluşlar başladımi bahar geldi demağdır.Imm evet ele ya.." Bu gün Erzincanın yarın Gümüşhane nin 12 Mart Erzurum un, 18 Mart Narman ın 25 Mart Oltu nun,1 Nisan Bardız ın 7 Nisan Şenkaya nın işte bahar geldi. Yıldırım abim haklı. "Immm evet ele ya." Yıldırım abime acil şifalar diliyorum.

.......................................................................................................................................................

ELBET UURUS GİDER
93 Harbinde Hasankale
yi Ruslar işgal edince erkekleri esir topluyorlarmış. Vatandaşın biri Ruslara esir olmamak için gitmiş tezek kalağına saklanmış. Komşunun köpeği Gollo adamı sezmiş başlamış havlamaya.Adamcağız korkusundan ses çıkaramıyor. Oşt dese Rus saldatları duyacak. Demese Gollo ısıracak. Adam çaresiz olarak kalağın içerisinde kıvaranıp dururken bir taraftanda köpeğe dönüp "Gollo Sen bene vay ver.Bu Urus burdan elbet gider . Biz sennen başbaşa kalırız.Sen canın nerye koyacaksın bakayım....
Sağlıcakla kalın.

 

 

KISA KISA -Kenan DUMAN

BABASINI İHBAR EDEN ÇOCUK...
Babam, ufak öküz arabası yaptı.Enginlerle Öküz arabasıyla ormandan odun getirmecilik oynuyoruz.Engin lerle beraber güzleklerden gevrek yükledik.İple bağladık arabamızı.Akşam üzeri Şahabettin amcaların ahırdan yeniş aşağı indik.Havaya girmişizya pungarın ordan dönü bizim eve çıkaracağız.Mustafa amcaların ahırın üstündede büyükler geleneksel dikiliyorlar.Babamda orda.Bizi görünce ormancıdan bize şaka yapmasını istemiş.Tam dönerken Ormancı (ŞEMSETTİN BAKI);ola öküzleri eyle.Durduk nerden geliyorsunuz?Ben güzleklerden dedim.Çek arabayı kaçak odun getiriyorsun.Arabayı bağlıyacam.Biraz ciddi yaklaşınca Bakı memuru;Ben,Şemsettin amca,(Bu gece babamın Çatın meşeden getirip merege koyduğu tomburukları görmezssin benim gevreklere el koyarsın....)Bize ormancının şakayollu takılmasını isteyen babama dönerek bakı memuru, EYUP ONBAŞI; hele gel.Bu oğlanın dediği doğrumu?Derken şaka oldu gerçek...Ormancı olaya gerçekten el koydu...Zamanın muhtarı Rahmetli Binalı amca meseleyi çözdü babam kurtuldu....

......................................................................................................................................................

EVDE ÇORAP KALMADI...
Kışın hafta içi öğretmenden çekindiğimizden kaçak oynardık bacada veya ahır örtme lerinde.Hafta sonları ise kızak veya kara lasatikle kaymak için sağlam giyer oynardık.Biraz kendimi sağlama almak için çoraplarıma dikkat ederdim.Dikkat ederdim derken abartısız 6 çift çorap giyer sonra evden çıkardım.Bunu birazdaha abartınca evde çorap bulamayan annemler akşam olunca,gel bakalım kaç çift çorap giymişsin,biz evde çorap bulamıyoruz.Ayaklarımda olanları saydılar 6 çift ama eldiven yerine taktığım çorapları görmediler.Ertesi gün ıslak çorapları görünce annemler şaşırdılar...O çoraplarda 6 çiftti...

......................................................................................................................................................

BABAM BIÇAĞINI KAYBETMİŞTİ...
Bahar mevsimi mal yaymaya karagöle doğru gitmeye karar verdik.Yaşar BAYRAK da beraber geldik.Karagölden Halaççayırına ayrılan yol kavşağında demet halinde katlı para buldum.Aldım parayı cebime koydum.Ama Yaşar gördü yerden birşey aldığımı.Akşama kadar babam bıçağını kaybetmişti.Amcam çakısını derken akşama dek söylemedim.Ama Yaşar(Cani cani nolur bak kimseye söymem nolursun söyle)söylemedim.Akşam eve gittiğimde bulduğum parayı annemlere teslim ettim.Para ciddi para olduğu için ailemle paylaştım.Ertesi gün Alime ablanın fırında ekmek pişirme sırası bizimmiş.Nurfen ablam ekmek hamurlarını sıralarken komşular kıs pıs birşeyler konuşuyormuş.Köyümüzün imamı Ekrem hocanın eşi de onların içinde.Ablam dayanamamış sormuş hayırdır demiş.Ekrem hocanın hanımı durumu anlatmış.Birgün önce maaşını Şenkaya dan almış olan Ekrem hoca maaşı cebinde gece ormandan odun getirmeye gitmiş.Eve geldiğinde paranın kaybolduğunun farkında olmuş.Tutuşmuş ama ne çare.Ablam yenge hanımı kenara almış.Durumu aktarmış.Paranın bizde olduğunu söylemiş.Parayı annem demedi bozulmadan verdi.Götürdüm Ekrem hocaya teslim ettim.Hocada bana paranın küsüratı olan 110 lirayı bana verdi.Tebrik etti...

....................................................................................................................................................

KÖYDE ÇAY KITLIĞI VAR

Çocukluk dönemleri,Engin ,Bener üçümüz topladığımız ÇAYKUR küçük paketlerine kurumuş davar(gı..)sı doldurduk.Bizim komdan aşağı Şahabettin amcanın evinin önünden pungara doğru inerken;Çay geldi çay var diye bağırmaya başladık.Pungarın oraya indik müzeyyen abla ve Benerin Rahmetli babaannesi ola hele getirin uşaklar,kim getirdi çayı,ola bak bizede verin can...derken müzeyyen abla aldı baktı,Vay eşşekoğlu eşşekler....falan bayağı saydı.Benerin babaannesi ise biraz burundan konuşurdu.Vay eşşegoğlunun persinleri,itin doğurdukları...Bayağı saydı sövdüler...Çayın yokluğunda o zaman köyde bayağı gündem olmuştu...

 

 

YİGİTLER YİGİDİ-Ahmet DUMAN

 RAHMETLİ ALAHATTİN DEDEMDEN (HACI MÜSLÜM ÖZTÜRK ÜN BABASI)BİR ANI YAZMAK İSTİYORUM.
YİĞİTLER YİĞİDİ RAHMETLİ ALAHATTİN DEDEM O ZAMANLAR MADDİ DURUMU SINIRLI BİRİYDİ.ÜÇ BEŞ TANE MALLARI OLAN BİRİSİYDİ.O SENESİ O MALLARINI SATMAYA KARAR VERMİŞTİ VE GÖTÜRÜP SARIKAMIŞ
TA SATMIŞTI.SATTIKTAN SONRA MEYDANDA GEZİNİRKEN İKİ KİŞİNİN KAVGA ETTİĞİNİ GÖRÜYOR.BİRİ BİRİNE ÇOK PİS DERECEDE KÜFÜR ETTİĞİNİ GÖRÜYOR VE YANLARINA GİDİYOR SORUYTOR: SİZİN DERDİNİZ NE.ALACAKLI KİŞİ HİDDETLE BUNUN BANA VERECEĞİ VAR VE VERMİYOR.ALAHATTİN DEDEM NE KADAR OLDUĞUNU SORUYOR.ALACAKLI ÖYLE BİR RAKAM SÖYLÜYOR Kİ ALAHATTİN DEDEMİN MALLARINI SATIP ALDIĞI PARA BUNA YETMİYOR VE ÇIKARIP ALACAKLIYA VERİYOR VE CEBİNDE YEMEK PARASI DEĞİL ÇAY PARASI BİLE KALMIYOR.BORCU OLAN KİŞİYE DÖNEREK: ZANNETME Kİ BEN ZENGİN BİRİSİYİM.BEN BARDIZ NAHİYESİNİN YUKARI HAMAS KÖYÜNDEN ALAHATTİN ÖZTÜRK.BU PARAYI BAN GETİRİRSEN GETİR.EĞER GETİRMESSEN DE BU PARAYI BİR DAHA BÖYLE HATA YAPMAZSAN HELAL EDERİM VE BU OLAYI KİMSEDE DUYMASIN DİYEREK ORDAN AYRILIYOR.DAHA SONRA RAHMETLİ ALAHATTİN DEDEM HASTALANIYOR VE BABAM RAHMETLİ ŞAHİN DUMAN SARIKAMIŞA HASTANEYE GÖRÜRÜYOR.HASTANEDE YANINDA KALIYOR.BİR GÜN HASTANENİN KOLİDORUNDA OTURURKEN BİR KAÇ KİŞİNİN MUHABBET ETTİKLERİNE KULAK MİSAFİRİ OLUYOR.KONUŞMALARINDA ALAHATTİN DEDEMİ KONUŞUYORLARDI VE BABAM YANLARINA GİDİYOR SORUYOR:ALAHATTİN DADAŞIMI NEREDEN TANIYOR SUNUZ.BABAM DİYOR Kİ ALAHATTİN DADAŞIM BURADA HASTANEDE YATIYOR DİYİNCE ADAM BİR HEYCANLA HANGİ ODADA YATIYOR.DAHA SONRA ALAHATTİN DEDEMİN YANINA GELİYOR.DİYAOR Kİ SEN BU YATAKLARA DÜŞECEK YİĞİTMİYDİN DİYEREK ORADA SANKİ YİRMİ YAŞINDA ÖZ EVLADINI KAYBETMİŞCESİNE AĞLIYORDU.BABAM BU ADAMA SEN BENİM DADAŞIMI NEREDEN TANIYORSUN.ADAM OLAN OLAYI BİRE BİR BABAMA ANLATIYOR VE DİYOR Kİ BANA BU OLYI KİMSEYE ANLATMAMAMI SÖYLEMİŞTİ.ALAHATTİN DEDEMİN BÖLE YİĞİTLİKLERİ BİR ÇOK KEZ OLMUŞTUR.BİR KISA ANISINI ANLATMAK İSTERİM.BİR GÜN KÖYÜN İÇİNDEN NORŞUN TARAFINDAN GELİP YENİ KÖY TARAFINA GEÇEN BİR DÜĞÜN SAHİBİ TİKİN TEPESİNE ÇIKIP BAĞIRIYOR:ALAHATTİN ÖLECEGİNE BU KÖY ÖLEYDİ VE RAHMETLİ ALAHATTİN DEDEMİN YİĞİTLİKLERİ DÜNYA DURDUKÇA KONUŞLANIR.

 

 

KISA KISA -Erdoğan YILMAZ

Asagı hamasta toplanmıs odada kebap yerken demıslerkı kım gıder acı sudan su getırırse ıkı cağ fazladan verecegız demısler oradan cıcco celel dayı ben gıderım demıs o kapıdan cıkmıs acı suya gıderken memıs dayı ben bunu korkutacam demıs hemen ustunu cıkarmıs eskı doon gomlegı gıymıs bembeyaz olmus kosa kosa gıtmıs celal dayıyı gecmıs ılerıye cımenlı dereye varmıs sanıyegılın harmanların oraya gıtmıs harmanlardan arta kalan kesmıklerı atlar yıyormus memıs dayıyı goren atlar bırden kafalarını kaldırmıs atlar hoorrrrr yapmıslar memıs dayı neye ugradıgını sasırmıs gerısın gerı yenıse kosmaya baslamıs cıcco dayı bakmıs yukardan bembeyaz bısey gelıyor ulan mezardan oluler hortlamıs gelıyor korkmus oda yenıse donmus savko dayıgılın kapının onune gelmısler onlarında kapı acıkmıs bunlar evın ıcıne kosarak gırerken savko dayı karısı sefo neneye demıskı ısıgı sondur bunlar ısıga surduler demeye kalmadan ıkısıde eve gırer ve tekrar hanı su ....yok kebapta yok olay budur

 

 

KISA KISA-Cemil OKUTUCU

Affınıza sığınarak geçmişteki gerçek bir anıyı canlandıracağım.
Öncelikle geçmişlerin ruhuna fatiha okuyalım.
Her ikisininde mekanı cennet olsun. Şahan DUMANLA.Albay BAYRAK
arasındaki hatıra.
Şahan amcanın ecem oğlundaki biçenekleri bayağı büyük.
Aşağı hamaslı İsmail BAYRAK ın oğlu
Albay her yıl Şahan amcanın biçeneğinin(KARLAĞIN) etraflarında kendisine kağan (OT BİÇMEK)ediyor.
Şahan amcanın biçenek fazla olduğundan bu olaya ses çıkarmıyor.
Albay tırpan dövmesini bilmiyor,hergün Şahan amcaya tırpanı dövdürüyor,bir ikigün bu iş devam edince Şahan amca bu işten usanıyor.Ayını zamanda kendi işinden oluyor.
Albay tırpanı alıp Şahan amcanın yanına geliyor,Şahan amca Albayın yüzüne hiç bakmıyor.Albay emi tırpanımı döv,Şahan amca hiç oralı olmiyor.Albay bakıyorki Şahan amca tırpanı dövmiyecek.
Albay müzip birisi idi.Etrafı kontrol ediyor,bakıyorki Şahan amcanın ekmeklerinin yanında yoğurt torbası var torbayı alıp arkasında saklıyarak Şahan amcanın yanına geliyor.Emi tırpanı dövmiyormusun diyor,Şahan amca ne bakıyor nede cevap vermiyor.
Albaya yoğurdun torbasını Şahan amcanın yüzüne vurup kaçıyor.
Ertesi günü Albay Şahan amcaya
yalvarıp özür diliyor,Çünkü yine tırpanı dövdürecek.Şahan amca Albaya hiç pas vermiyor.Albay yine tırpanı getirip Şahan amcaya yalvarıyor.Yine yok.Albay bir kurt ossuruğu alıp arkasında saklıyarak Şahan amcanın yanına geliyor.Şahan amca yine Albayın neyüzüne ne bakıyor nede söylediğine cevap veriyor.
Albay emi sen şimdi tırpanı döymiyormusun diyip Şahan amcanın yüzüne kurt ossuruğunu vurup kaçıyor.Şahan amcanın yüzü yoğurtla beyazlaşıyor,kurt ossuruğuyla sararıyor.Ogünde öyle geçiyor.Ertesi günü oluyor Erdal abi bakıyor Albay yine onlara taraf geliyor.Babalarına Emi diyorlardı.Sesleniyor Emi oda ne var Albay geliyor.Kardaş lazım değil nediyorsa onu yapağ.Yerimize ortak ettik barı otunuda biçek,topliyak.Lazım değil kel yanıma gelmesin

 

 

ŞAHAN DEDE -Yaşar BAYRAK

ŞAHAN DEDE MEKTUP OKUTURKEN...
Bir gün yaz aylarında ŞAHİN DEDE harmanda evin önünde bir kütüğün üstünde oturuyor. Bende bizim bacadayım. beni çağırdı. gittim yanına,elinde bir mektup dedikiki sarı oğlan hele bi gel oku bu mektubu hele dedi. baktım mektup oğlu ahmet göndermiş. okumaya başladım. mektupta dıyorki, baba yemin törenimiz var diyor keşke dıyo sizde gelseniz...dediki hele bi daha oku ne yazmış, bende dedimki yemin törenime sızde gelseniz ne ıyı olur diyor dedim.ondan sonra ŞAHİN DEDE TUUUUUVVV dedi benım oraya po...mu kargalar götürmez dedi. ben de buna çok güldüm. mektubun sonlarında ahmet mektuba PARA PARA PARA yazmış. bende okudum dedımkı ŞAHİN DEDE ne yazmış bilionmu dedım dediki ne yazmış dedi, bende dedim ki PANGINOT PANGINOT PANGINOT dedim ŞAHİN DEDE dediki heeeeeee KÖTÜ OLANIN PARASI BİTMİŞ dedi HEYTEME söyluyemde ona para göndersın dedi.şahin dedenin mektubu böylece sona erdi.

 

 

KISA KISA-Ekrem DUMAN

Değerli Kardeşim Mevlüt Bey Sizinle beraber yaşadığmız bir hatıramı Paylaşmak isterim.
Rahmetli Hüseyin amcam, Sizin bacada ikimiz konuşurken bizi rahmetli Münüs dedenin Değirmenine çağırdı.İkimiz beraber korkarak gittik. Çünkü amcamdan hepimiz çekinirdik. Fakat bu sefer Kebap yemeye çağırmıştı.Ben o zaman izmirde okuyordum. ve kebap yenmeye başladı odun bitmişti bize odun getirin dediler. Biz çıktık ama nereden getirelim diye düşündük
sizin çeperlere gittik ,RahmetliŞerafettin eminin korkusundan sizin çeperlere dokunamadık. nereye gidelim ? Rahmetli Rıza efendi amcanın çeperinden iki tane sırık aldık ve getirdik.Bilmiyorum farkına vardılarmı varmadılarmı? bu benim içimde bir ukdedir.Allah günahımızı affetsin. Aslında helallaşmamız lazımdı gençlik,ne senin nede benim hatırımıza gelmedi Şimdi ise tiren kaçtı .
Köy yerinde bu tür şeyler yaşanıyordu.

 

 

KISA KISA-Yücel YILMAZ

Öncelikle köyde kooparatif kurma girişiminde bulunan köylülerime başarılar dilegimle bir köy hatırası yazmak istedim. Dayak Atayım Derken Korkup Kaçanlar köy hatıralarından bildiginiz gibi köyden dogup büyüyenlerin çogusu hodaklık yapmıştır bizimde hodak zamanımız işimiz mal yayma köyden arkadaşlarla anlaştık şenay,ben ve diger arkadaşların isimlerini tam hatrlamıyorum isimlerini yazsam belki yanlış olabilir hemde korkak oldukları belli olmasın diye yazmadım mal yaymaya gidecegimiz yer çıparın boğaz.Çıparın boğaz denince yasin dayı akla gelir yasin dayının korkusundan boğazın tam içine gidemiyoruz ama karşı meşe tarafından kenardan malları yamamaya başladık ama hepte gözümüz yolda yasin dayı gelmeye gelir ama ne zaman biz aramızda hava atmaya başladık gelirse dövecegiz ama dövmeye plan yapıyoruz hepimizde deynekler var ne yapalım derken şenay bize göre iri yapılı oldgu için şenay sen kuvvetlisin senin gücün yasin dayıya yeter sen tut sonra biz üsütüne çullanalım ve dövelim diye şenayı açıkcası gaza getiriyoruz baktık yasin dayı aşagıdan bel kürüği omuzunda geliyor biz hazırlandık şenay ortada biz kenarlarda hazır olda durduk geldi yaklaştı bir yandanda şahsen benim korkudan kalbim küt küt atıyor geldi bizim dizilişimizden anlamış olacak ki tecrubeli adam hiç birşey konuşmadan yavaş yavaş yaklaştı küreği çekmesiyle ortada bulunan şenaya vurması bir oldu ve biz öyle bir dagılıp kaçtık ki perik perik olduk ben kaçarken bir defa dahi arkama dönüp bakmadan kaçtım.. Tüm köylülerime selamlar Cumanız Mubarek Olsun..

 

 

BİR HODAKLIK ANISI-Erol DUMAN

Selamunaleyküm köylülerim
Bugün arkadaşım Yücel YILMAZ ın köydeki anılarından birini okudum..o gün orada bulunanlardan biriside bendim ..Yücel arkadaşımın anısına benzer bir anıda ben yazacağım ..
Güzel bir bahar günü arkadaşlarım Mahmut,Mehmet,Güryay, ben ve diğer arkadaşlarım isimlerini bende belirtmeyeceğim .Hamas ın yaylasına öküz otlatmaya gitmiştik.Aşağı Hamaslılar ve orman memuru Şemsettin abi çatın çayırlarına yukarı ava gidiyorlardı..Biz biraz çok kalabalık olduğumuz için karşıdan aşağı Hamas lı abilere hakaret ettik..Bunlar yukarıdan dağı dolaşarak şahanın çayırından aşağıya doğru gelirken bizde kendi aramızda karar aldık kaçmayıp bunlarla kavga edeceğiz.Tabi kaçmadık.Ama nereye kadar kaçmadık.Sıraya dizilişimizde bir başta Mehmet diğer başta Güryay vardı.Güryay ile akrabası olan Kupi abı karşı karşıya,Mehmet le ise Halim abi karşı karşıya kavgaya başlarken ormancı Şemsettin abi bize ne duruyorsunuz dayak mı yıyeceksınız demeye kalmadan hepımız dağıldık.Yayladan aşağı inerken önce karşı meşe ye ordan da kara göle geçtik.Tabi Mehmet ve Güryay baya sopa yedikleri için bunlaları göle soktuk derken Mahmut un babasının Kars tan yeni getirdiği öküzlerden birinin ayağı kırıldı.Öküzü köye getirip kestiler ..
Selamlar ...

 

 

BİR YOL HİKAYESİ-Gökhan ÖZTÜRK

Sene 1986 devrım ozturk ve ben (Müslüm ÖZTÜRK ün oğlu isim ve soyadı benzerliğinden dolayı kusura bakmayın)))) )ıstanbuldan koye gıdıyoruz senkayaya gıtık mınubus yoktur devrımle taxi tutduk sımdı ben one oturdum devrım yok sen ın ben one oturacam olmaz dedım ne yapalım dedık ozaman dedım sen buyuksun sende bende one oturalım ama sen sofore yakın ol netıce ıtbarıyla ıkımızde one oturduk koy vardık tabı bakan bırdaha bakıyor cunku arabanın arka koltuk bos bız 3 kısıde onde oturuyoruz.

 

 

ŞEHİTLİK-Ufuk OKUTUCU

Hamas Kışlasında Şehit Olan Askerlerin Hatırası
Bu hatıra Köyümüz eşrafından Sabit Duman’dan dinlenilmiştir. Yıl 1915, mayıs haziran aylarıdır.Sabit Duman o zamanlar 12 yaşlarındadır.
   1915 Sarıkamış Harekatı yenilgiyle sonuçlanmış; ardından Rus ordusu karşı harekete geçmiştir. Köyümüzden Rus ordusunun Bardız ı işgal ettiği, Çimenden köye doğru ilerlediği duyulur. Herkes çoluk çocuğunu ve götüreceği ne varsa alıp Norşun’a doğru kaçar ta Tokat, Sivas a kadar varır.
Sabit amcalarla birlikte üç ev köyden daha önceki 93 Harbi’nde Göreşken’de, Zakim ve Nüsünk’te kimse kaçmadı, Rusların içinde kaldı bir şey olmadı der ve köyden ayrılmazlar.
Hamas ın altındaki kışlada bulunan karakoldaki tifüse yakalanmış olan 8-10 civarındaki asker, birkaç gün önce karakol komutanı tarafından kendilerinden ümit kesilerek köye, bir yere sığınmaları için gönderilir.Bu askerler de köyün girişindeki ahırda saklanırlar.
Köyü basan Rus askerleri bütün evleri tek tek ararken bu askerleri saklandıkları yerde ahırda bulurlar. Hareket edemeyecek derecede hasta olan askerlere ateş bile etmeye lüzum görmeden süngüyle hepsini bir tavuk gibi bağırtarak öldürürler.(İfade aynen böyle.)
Daha sonra evin alt tarafında açtırdıkları mezara topluca Sabit dede gibi köyde kalan halka gömdürürler.
Kışladan Kamer’in Düze doğru kaçanları o bölgede vurup şehit ettikten sonra Yasin dayıların tarlaya (30- 40 kişi) ; okulun önünden kır tarlalara ve Petektaşı’na doğru kaçanları da ilgili yerlerde şehit ettikten sonra yine köyde kalanlara toplatarak Fehim dayıların tarlada kazdırdıkları mezara topluca gömdürürler.(Yaklaşık olarak 40 askerdir.)
Bu mezarlar halen daha köyümüzde mevcuttur. Köyün girişinde bizim evin altındaki şehitliği abim (Kamil Okutucu) bu yazın, şehit mezarı olarak yapmıştır.
Diğer 2 şehit mezarını yaptırarak abideleştirmek isteyen olursa köyümüz adına memnun oluruz.
Ufuk Okutucu
2010 Nisan

 

 

KÖYÜMDEN ANILARIM-Ekrem ÖZTÜRK

KÖYÜMDEN ANILARIM

Yıl 1970 mevsim yaz aylarından Temmuz ayı sonu, İstanbul il özel idare müdürü olan Niyazi Akın Bey köyünü ziyaret etmeye gelmişlerdi.Amcam -Rıza Öztürk- ün sınıf arkadaşım ve komşumuz olduğu için misafirimizi davet ederek köyümüz kavaklığı mesire alanına piknik yapmak için davet ettik.Sağolsun rahmetli davetimizi kabul etti.
Niyazi Bey şöyle dedi Yemekler yenildi, Rıza Bey çayımızı kavaklığın giriş kısmı olan tepe üzerinde içelim ve karşıdanda köyümüze doya doya bakarak hasretimizi giderelim, saat 14 ile 19 saatleri arasıydı.
köyümüzde şu manzaralar vardı İki yerde birisi atını, birisi öküzlerini nallıyor, köyün alt kısmında ise ateş yakılmış, kağnı arabasının tekerlerine halka atıyorlar, demirlere vurulan çekiç sesleri kulağımıza bir bir geliyordu.Ayrıca köyün dört ayrı yerinde maskeler başlarına rı kovanları ile ilgileniyorlar, her iki değirmende çalışıyor, kadınların bir kısmı buğdaylarını yıkayıp değirmenlerin önünde sergiliyorlardı.Kadınların bir kısmı ise fırına hamur, bir kısmı pişen ekmekleri ekmek teskeresi ile evlerine götürüyorlar.Çeşmelerde şendi kovalarla evlere su taşıyorlardı.
biraz sonra köye iki koyun sürüsü iniyor akşam sürüsü kadınlar ağm telaşında sürü sağılıyor.Geldiği yollardan ayrı ayrı meraya otlamaya yöneliyorlar, çobanlar avaz avaz köpeklerini sesliyor, çan sesleri ile köyü tgerk ediyorlardı, biraz sonra köyün dana,manda sürüsü, yarım saat sonra iki koldan kuzu sürüleri köye giriyorlardı.Halkta bir hareket başladı.Herkes kendi kuzu danalarını ahırlara alıyorlardı.
Köyün diğer tarafından, güzleklerden, karagöl, Çat meydan tarafından kağnı arabaları ile otlar geliyor, kağnı arabalarının gıcır gıcır sesleri kuzu ve sığır seslerine karışıyor, sanki Breme mızıkacıları gibi sesler birbirine karışıyor ve bu ayrı bir ahenk yaratıyordu, köyde horozlar ötüyor, köpekler havlıyor, halk kağnı arabalarının otlarını birkaç kişi ile ayrı ayrı istif ediyorlardı.Komşu köye giden ot arabaları ve sürücüleri çeşmelerin başında mola vererek kana kana sularını içip, arabalarının gıcırtı sesleri ile köyü terk ediyorlardı.Artık, akşam telaşı başlıyor köy arı kovanı gibi kaynıyor, tarla ve çayırlarda çalışan halkın bir kısmı atlarla bir kısmı piyade olarak köyü olduruyorlardı.O arada akşam sağmal inek sürüsü geliyor ve kadınlar sağma telaşı ile ahırlara bir kısmı akşam yemeklerini hazırlamak üzere ocaklarını tüttürüyorlardı.
Bu manzarayı rahmetliler Niyazi Ergül ve amcam Rıza Öztürk beylerle beraber izledik.
Niyazi Bey Amcama şöyle dedi Rıza Bey bak bu köye herkes kadın, erkek, ihtiyar, çocuk hiç durmadan arı gibi çalışıyorlar.ALLAH aşkına bu köy hiç aç kalır mı MAŞALLAH Barik ALLAH.Ben köyden 1882 yılın da ayrıldım.1998 yılına kadar zamanla köyüme geldim ve aynı çalışmalarla karşılaştım.En son 2004 yılında köy ziyaret etmeye gitiğimde köyde konuşacak kimseleri bulalamadım.O anda öğretmen Sait Duman ı gördüm ve kavalığa bahsettiğim yere giderek oturup köyü izledik ve yıllar önceki anımı öğretmen Sait Duman ı anlattım.Her ikimizde çok duygulandık.Köy sönmüş arı kovanına dönmüştü o anda duygularımla aşağıaki dörtlükleri yazmaya başladım…
 

KALMAMIŞ

Köyüm Gözebaşı Gazilerdir bucağı,
Harap olmuş evler tütmez ocağı.
Soğanlı,çilhoroz meydanın dağı,
Dağlara bakacak gözler kalmamış.

Köyümden akıyor Çoruh un kolu,
Hiç boş kalırmıydı ambarlar dolu,
Yapılımış körpınar Çat meydan yolu,
Yollardan geçecek kimse kalmamış.

İki köy ziyarete dağa çıkardı,
Oradan Yeniköy,Sırbasan,Zeyebakardı
Kurbanlar kesilir nefis kokardı,
Etleri yiyecek dişler kalmamış.

Yapılmış çeşmeler köyümden akar,
Televizyon anteni dağlara bakar,
Alıcı bulursa bir çayır satar,
Çayırı biçecek kuvvet kalmamış.

Yıkılmış köyümün köşe bucağı,
Sanki topal olmuş kopmuş bacağı,
Okulu kapanmış inmiş sancağı,
Okula gidecek çocuk kalmamış,

Köyde kalan derin derin düşünür,
On çöplükte tek bir horoz eşinir,
Boş kalan fırında sofra düşünür,
Kete yiyecek dişler kalmamış.

Küsmüş köyüm Beburosa yaslanmaz,
Artık çoban köpeğini seslemez.
Soğulmuş koyunlar kuzu beslemez,
Kuzuyu otaracak çocuk kalmamış.

Köy büyük süs sohbet eden kalmamış,
Soğumuş odalar asla yanmamış,
Kura ile pağaç yapan kalmamış,
Sohbetsiz,meclicsiz günler kalmamış.

Yıllar geçmiş, tarlaları ekilmez,
Bostanlara bir tek soğan dikilmez,
Çeşmeler boş akar,sular içilmez,
Suda yıkanacak eller kalmamış.

Düğünsüz, derneksiz köyde gezilmez,
Kuşburnu toplanıp asla ezilmez,
Okulsuz köyümde yazı yazılmaz,
Bayrağa asacak direk kalmamış.

Çilhoroz, Bebiros meydanın dağı,
Çevrede söylenir güzeldir balı,
Evlerde dokunur her sene halı,
Kilim dokuyacak kızı kalmamış.

Ilgıt ılgıt eser seherin yeli,
Ne akıllı gördüm nede bir deli,
Ayaklar yorulmuş tutmuyor eli,
Gezip dolaşacak hali kalmamış.

Elektrik köyü nura çevirmiş,
Telefonla haber heryerden gelmiş,
Komşusu azalmış bekçisiz kalmış,
Bekçiyi tutacak halkı kalmamış.

Sakoylusu süpürgesi kayından,
Sağ kalanın haberi yok yarından,
Tahılları yıkayan yok çayından,
Değirmenler yıkılmış taşlar kalmamış.

Dağlar hasret kalmış kaval sesine,
Üzerinden yol giderdi Pasin e,
Yıllar geçmiş sürü dönmüş tersine,
Ağası paşası beyi kalmamış.

Ötüyor göllerde ördekler kazlar,
Gezmez olmuş köyde gelinler kızlar,
Ekrem Öğretmen eski günleri özler,
Köye mektup gönderecek dostu kalmamış.

          Emekli Öğretmen EKREM ÖZTÜRK

 

Copyright © 2009-2010 Gözebaşı Köyü

Tasarım ve uygulama: Turhan