Erzurum Gözebaşı Köyü

Site Yöneticisi

iletisim
Gökhan ÖZTÜRK
ANKARA
Tel: 0505 234 36 67
gokhanozturk67@hotmail.com gokhanozturk67@gmail.com

Üye Girişi

Giriş

Şifremi Unuttum | Kayıt Ol

Arama Motoru

Hava Durumu

Döviz

Alış Satış
Dolar dolar 1.4994 1.5066
Euro euro 1.9241 1.9334

Radyo Dadaş

İstatistikler

Bugün: 8
Dün: 159
Toplam: 52170

Reklam Alanı

Erzurumdan Fıkralar

Yolçi

Saf bir Erzurumlu şehirlerarası otobüs yolculuğu yaparken mola yerinde otobüsünü şaşırmıştı. Anonsu duyunca kalkmakta olan otobüsten içeri dalıp seslendi: -Dadaşlar hele bir bahın ben bu otobusun yolçusu miyam?

Dadaş

Vaktiyle Karslıların terminalde imtihan edilmesi gibi bir adet varmış. -De bahim islamın şerti gaç? -Beş.. -Dadaş beş diyir?!....Neyidah? -Dogguz diyene geder çalın!

Demiller

Teyo Kore harbindedir. Gülle, top, mermi sesleri arasında ne olup bittiğini anlamak için kafasını siperden çıkarır, çıkarmaz bir kurşun "vızzz" diye kulağının dibinden geçince Teyo sinirlenir: -İtoğlitler demiller atar herifin gözüni kor ederih..!

Temmuzda Buz

Hasankale’de her yıl Temmuz ayında Karakucak güreşleri yapılır. Teyo’ya güreşçilerden birisi yaklaşarak: - Pehlivan senin güreşeceğin adamla ben de güreşeceğim. Onu biraz yor, der. Teyo: -Sen merak etme, der ve Teyo rakibi ile güreşe başlar. Ama güreş başlar başlamaz rakibi Teyo’yu kaldırdığı gibi yere vurur. Biraz önce Teyo’yu uyaran güreşçi Teyo’ya: - Pehlüvan ne oldi, çabu pes etdin. - Ne edim oğlum, ayağım buza geldi gaydım.

Eleyse niye durdun?

Erzurumlu bir hanim telasla kosarak Belediye otobüsünü durdurmaya ugrasiyor. Halk islikliyor. OfOr aci bir frenle duruyor. Kadin: - Gardas bu otubus iliceye gidir mi? " SOfOrün cani burnunda, araba dolu, zor durmus, kizginlikla - Hayir baci, getmez " Kadin: - haydaaaa eleyse niye durdun !"

Erzurumdan çıktım yola

Zamanın birinde Erzurumdan bir grup insan hacca gitmek için yola çıkmışlar. Vana gelmişler. Vanın bir köyünde konaklamaya karar vermişler. O köyün de imamı yokmuş. Köylüler aralarında konuşmuşlar ve Erzurumdan çıkıp hacca giden bu topluluktan birini imam yapmaya karar vermişler. Bu insanlar hacca gidiyorlarsa boş insan değillerdir diye düşünmüşler. Nitekim tekliflerini içlerinden birisi kabul etmiş. Her yıl 400 koyun verilecekmiş imama. Adam hacca gidip masraf yapacağıma burada kalıp yalandan imamlık yapar ve her yıl 400 koyun sahibi olurum diyerek işe başlamış. Köylü camide toplanmış namaz kılınacak. Sayın imam başlamış namazı kıldırmaya : - Erzurum’dan çıktım yola Vanda verdim mola 400 koyun verdiler bana, Allahuekber... Bu günlerce aynı biçimde devam etmiş. Köylü bu işe biraz şaşırmış ve konuşmuşlar aralarında : - Daha önceki imam mı yanlış kıldırıyordu, yeni imam mi yanlış kıldırıyor? Bunu gidip Müftüye soralım. Sayın müftü meşhur Of’lu... Müftüye gelen halk her şeyi anlatmış. Müftü köylüye dönerek : - Siz şimdi hiç imama çaktırmadan köyünüze dönün ve namaz vakti camide toplanın ben de namaza geleceğim, diye emir verir. Herkes köyüne döner ve namaz vakti cemaat camide toplanır. Tabi ki Sayın müftüde camidedir. İmam namazı kıldırmaya başlar. Birinci rekat : - Erzurum’dan çıktım yola, Van’da verdim mola, 400 koyun verdiler bana, Allahuekber... der hoca. Arkadan "öhö.. öhö!..” şeklinde bir ses duyulur. İmam yakalandım herhalde diye korkmaya başlar. İkinci rekatta sözlerinde biraz değişiklik yapar : - Erzurum’dan çıktım yola, Vanda verdim mola, 400 Koyun verdiler bana, yarısı sana yarısı bana... Allahuekber... Namaz bitince köylü Müftüye dönerek “İmam efendi namazı doğru mu kıldırıyor? diye sorar. Müftünün cevabı : - Haçen birinci rekatta biraz şaşirdi ama ikinci rekatta işi düzeltti...

Tsunami

Gazetelerde ve televizyonlarda günlerce süren deprem haberleri,Her yerde olduğu gibi Erzurumda da farklı tepkilerle algılandı.Kimisi yer altında çürük olduğunu,Kimi o bölgede binanın ve Zinanın arttığını ileri sürerek Depremi yorumladılar.Bu arada Deniz dalgalarının da bir bir tehlike olduğu öğrenildi.İki Erzurumlu bu olayı konuşurken kendilerine özgü yorum yapmaktan da kaçınmazlar. _Ola Memmet,duydun mi oğlum bi de Sunami çıhmış ? Deniz daşirmiş,Evleri yoh edirmiş... _Ola her şey olur oğlum.Bu Allahın bir afeti.Ben Depremden gorhmiram da o dediğin Sunamiden çoh gorhiram.Ben heç yüzme bülmirem.Sunami Erzürümde de olursa ne ederem diye düşünirem....

Naim Hoca

Erzurumun alimlerinden Naim Hoca Efendi hem ilmiyle hemde nüktedan bir zattı.Merhum birgün Erzurum Sporun maçına gider, oynanan oyundan memnun değil fena halde canı sıkılır birtürlü maç istediği gibi gitmez tepki vermesi gerekiyor bağırır çağırır olmaz canı fena halde sıkılan hoca yanındaki kişiye döner bir hışımla ola uşağ ne durirsen avu fitbolcilere bir söysene yanındaki adam bir güzel küfür yağdırır.eferim ola şimdi rahatladım seni gidi hırpo seni başka zaman sakın bele küfür etme temammi

Galaliyığ ama kor deyilığ

Hasankaleli bir kişi Erzuruma gelir, lunaparkın yanından geçerken orada insanların silah ile atış yaptıklarını görür. Dayanamaz ve şöyle der: -"ola herkez atir vurir hele bağim ben de vuracağmiyam" Atış yaptıran adamın yanına gider ve: -"Gardaş hele ver bitene de ben atim" O sıra da adamı tanıyan birisi çıkar ve onu izler. Tabi bizim galalı birinciyi atar vurur, ikinciyi de atar vurur, sıra son atışa gelir,ya Allah der atar onu da vurur. O sırada galalıyı tanıyan adam dayanamaz ve şöyle der: -"Gardaş sen galali değilmisen." -"He galaliyam bilmirmisen" . -"Bilirem emme sen nasi oldi da hepsini vurdun"." Tabi bizim ki hazır cevap.. -"Gardaş biz galaliyığ ama kor deyilığ."

Ateşi Yükselt

Erzurumda yaşlı bir nine doktora gitmiş. Bir çok hastalığı var.Doktor hemşireye annenin ateşini ölç demiş. Hemşire doktor bey ateşi yüksek 37 deyince nene Dohtor oğlum gurban olim ambu eteşi 40 a çıharda birez issinim, soyuhdan doniram, ücreti möhim değil.. demiş.

İslamın Şartı

1970 Yıllarda Karsla Erzurum arasındaki gerginliği bilmeyen yoktur. Kars Otübüsü Hasankalede durunca Kalalı gençler trene biner, İDEOLOJİ VE İNANÇ kontrolu yaparlardı. Böyle bir kontrolde otübüsün içindeki aşağıdakine sormuş : Memmet Dadaş, Karslıya islamın şartını sordum beş dedi ne edim dokkuz diyene kadar yapıştır

Erzurum usülü aerobik

-Ecilin,ecilin-Öne ecilin ,eycemen ecilin -Sağa büçülün,bir içi üç -Sola büçülün bir içi üç -şimdi tiçilin !

Erzurumlu Berber

Erzurumlu bir berber müşterisini traş ediyor.Bir hemşehrisi uzaktan hal hatır soruyor: -Yusuf emi neeeeeeydirsen ? -Neydim dadaş,ahşama gadar it gırhıram! ( İt gırhmakın diğer bir anla mı da işsizlikten sinek avlamaktır.)

Demiller

Teyo Kore harbindedir. Gülle, top, mermi sesleri arasında ne olup bittiğini anlamak için kafasını siperden çıkarır, çıkarmaz bir kurşun "vızzz" diye kulağının dibinden geçince Teyo sinirlenir: -İtoğlitler demiller atar herifin gözüni kor ederih..

Cehennemde bir Tortumlu

Tortumluyu mezara koymuşlar, günahı fazla, melekler sıkıştırınca tepesi atmış: -Aha imanum bele ettiğizden değil mi, kimse gelmek istemir

İki Pohli Yumurta

Muhtar köye gelen valiye izzeti ikramda bulunur ve yumurta kayganası ikram eder. Vali çok memnun oluyor ve nezaket icabı şöyle diyor : -Muhtar ne zahmet etmişsin,bu kayganaya gerek yoktu,ayran yeterdi..Muhtar : -Ne zehmeti Vali beğ, İçine tükürim, iki pohli yumurta, ne gıymeti var, afiyet olsun

Yakıt Durumu

Hükümet, Erzuruma bir yazi göndermis: Kisin soguk geçecegi anlasilmaktadir... Kullandiginiz yakitin cinsini, kod numarasini ve stok durumunu acele bildiriniz. Erzurumlu bir köy muhtarida hemen Ankaraya cevap yazmis: - Yakitimiz pohtir... Kod numarasi yohtir... Stokumuz ise çohtir.

Kadın Lafıyla

Palandöken gazetesinin Genel Yayin Yönetmeni Mehmet Sener anlatti. Erzurum havaalaninda yolcular uçaga binmisler. Kapilar kapanmis ve hostes "sayin yolcular" demis: - Lütfen kemerlerinizi baglayiniz. Kimse baglamamis. Hostes "durumu" pilota anlatmis. Pilot,mikrofonu eline almis: Hele dadaslar, kemerlerinizi baglayin da havalanah. Herkes bir anda kemerlerini baglamis. Hostesin saskinligini gören pilot söyle demis: - Erzurumlu, kanayakli (kadin) lafiyla is yapmaz.

Merkebide Biliyorlar

Tortum ilçesinin bir köyüne yeni bir yol yapılmıştır.Yolun açılışı için şehirden Vali başta olmak üzere yüksek bürokratlar da davet edilmiştir.Tören yapıldıktan sonra sıra yeme ve içmeye gelmiştir.Bu arada Valinin yanında bulunan angut bir bürokrat muhtara dönerek: _Muhtar Efendi,Yol yapılmadan önce neyle yolculuk yapardınız ? diye sorar.Muhtar da gayri ihtiyari olarak "Merkeple" Efendim diye cevap verir.Bunun üzerine söz konusu bürokrat Valiye hitapla: _Bakın Vali Bey,Muhtar Merkebi de biliyor...deyince,Muhtar alaya alındığını fark eder ve hemen atılır: _Yoh Beyim,Biz gendi aramızda Eşek diyoruz da Ancak senin gibiler olunca Merkep diyoruz...

Volkanik Arazi

Yıllar evvelisinde,Erzurumun Hasankale ilçesinde zelzele olmuş.Ankaradan mühendisler ve jeologlardan kurulu bir heyet,Hasankaleye gelmiş.Zelzeleyi ve sebeplerini incelemişler sonra bir de halka soralım demişler ve yaşlılardan çağırmışlar.Celadetli simasıyla meşhur Mehmet Efendiye sormuşlar, _Siz söyler misiniz ?Hasankalenin tarihinde bu tür zelzeleler var mıdır?Bu zelzelenin sebebini her hangi bir nedene bağlıyormusunuz? Mehmet Efendi;Evvelce bazı şeyler görmüştü.Mesala ,Hasankaleye tayin olunan kaymakam etrafta bataklık yapan sıcak su kaynaklarının üzerini kapatmış,Üstelik kaynak deliklerinin üzerine beton döktürmüştü.Onun halk görüşü ile zelzelenin birinci sebebi bu idi.Mehmet Efendi heyetin huzurunda,kısa boylu,Ufak tefek yapılı kaymakama ters ters baktıktan sonra; _"Annadim,müsade buyurun.Bir defa bu arazi bağh bele fığğh fığğğh eder,kaynar.Bağarsan bu taraftan pığhhh edir ağusini dökir.Bağarsan bu taraftan fığhh fığhh edir içini boşaltir."Kaymakamı göstererek,"Bu cırbağa geldi deliklerin ağzını kapattı.Erazi ki nefes almayan da ne yapacağhh ?" Elini ileri geri sallayarak "İh işte bele sallandi.Felaketin asil sebebi bu cırbağadır." der.

Dininizin Güymetini Bülün

Erzurum`da Ramazan ayında lokantalar, pastaneler, kahvehaneler kapatılır. Turistin biri lokanta bulamadığı için, bir yerlerden bulup, buluşturduğu simiti yolda yerken, iftarı beklemeye tahammülü kalmayan yaşlı bir dadaş, turistin omzuna vurarak der ki: `Dinizin gıymetini bülün, dinizi gıymetini bülün. Bahın Müslümanlar ne çekir?`

Karnımda

Konyalı Mutaf Hacı Nuri Küçük iplikçi, her yıl Muharrem ayında, evinde kazanlar kaynatır, yaklaşık yüz elli, iki yüz kişiye aşure ziyafeti verir. Yine böyle bir yıl dönümünde Cıvıloğlu Camii`nin müezzini Erzurumlu Hafız Mehmet Efendi`nin Yarımşar kiloluk, on tas aşureyi bir göz açıp kapayışında kaşıksız olarak hemen yuttuğunu görenler şaşırırlar. Çiğnemeden nasıl yutuyorsun, diye sorduklarında şu cevabı verir: `Benim dişlerim ağzımda değil karnımda takılı.

İntikam

Aras Nehri`nin taşıp can ve mal kaybına sebep olması Hacı Dayı`nın canına tak eder. Aras Nehri`nin sâkin olduğu bir zamanda nehrin yanına gider: `Nasii, coştuğun zaman geçi götürirdin, koyun götürirdin, adam götürirdin! Şimdi üstünden atliyim da namusun lekeliyim mi?` diye bağırır.

Erzurumlunun Simit Satması

Bir köylü İstanbul`da simit satmaya başlar. Bu mesleğe yeni başlamış olan köylü ertesi gün sattığı şeyin adını unutur. Çaresiz başlar bağırmaya. `Deliyhli Eymek, deliyhli ekmek

Bu Yaştan Sonra

Şenkaya`da çocuklar yaşlı adamın şapkasını kaçırıp caminin avlusuna atmışlar. Yaşlı adam sinirlenerek çocuklara bağırmış: `Hıı.., getirin ula şapkami, yetmişinden sonra beni orya sohmayın

Hamam Böcekleri

Şenkayalı hamama gider, hamam böceklerini görünce sinirlenir. Kendi kendisine: `Nedir bınlar? Yarabbi neye yarar bu pislikler annamiyram ki?` der. Aradan bir zaman geçer, adam hastalanır. Bir türlü hastalığının çaresi bulunamaz. Sonunda köy hekimi bir çare bulur. Çare; bir kilo hamam böceğini ezerek yemektir. Adam bu teklife uyar ve nihayet sıhhatine kavuşur. Bir kış günü arkadaşıyla yürürken arkadaşı: `Hey Allahım hele bunca kar kıyamet, hele bahki ambu kari neye yaratti.` der demez. Hemen arkadaşı ağzını kapatarak: `Ula sus! Ben bir defa işine karıştım hamam böceklerini hep bene yedirdi. Anam avradım olsun duyarsa bu karlari hep sene yedirir.

Trafik Işığı

Trafik lambaları şehre yeni konulmuş.Trafik polisi kırmızı ışıkta geçen teyzeyi durdurur: -Teyze teyze dur nereye gidiyorsun? Vışşşş devamsız, sene ne? Eltimgile gidirem, erimin de heberi var!

Sevap

Naim hoca sevabı anlatıyor.. Tamam işte o bankamatik var ya, ona gidir bir kart sohirsan. Sonra birgaç numara yazirsan. Eğer daha önce para yatırmışsan maçina hemen istediğin parayı verir. Yoh daha önce para yatirmamişsan maçina sana deyir ki: -Ula gavat, sen ne parasi yatırdın ki şimdi benden isdirsen? İşte sevap da buna benzer. Eğer bu dünyada sevap yaparsan, öbür dünyada garşan gelir. Yapmazsan, heç bir şey bekleme... Naim hocaya gelir bir adam."Hocam" der. "Benim babam Cuma günü öldü. Diyorlar ki Cuma günü ölene kabir azabı yoktur. Doğru mu?" Naim hoca doğru olduğunu, ölenin kabir azabı çekmeyeceğini söyler. Adam devam eder: "Ama hocam, benim babam üçkağıtçının tekiydi. Milleti dolandırıp dururdu. İçki, kadın ne dersin hepsi vardı!" Hoca şöyle der: "Doğrudur!Cuma günü kabir azabı olmaz ama hele bir Cumartesi olsun, onun anasından emdiği sütü burnundan fitil fitil getirirler"

Köpürenin Anassi

Rus savaşı zamanında, Erzurumlu ihtiyarları esir alırlar. Bunları götürüp Daşhana kapatırlar. Tabi bizim ihtiyarlar, sabırsızlıkla ne olacak diye beklerler. Aynı zamanda hayıflanırlar. Esir düştüklerini kabullenemiyorlar. Dışarıdaki Rus ve Ermeni çetelerin nöbetçileri de dışarıda nöbet tutmaktadırlar. Bu arada Rusların çete başları gelir ve kendi aralarında konuşurken, bizim ihtiyarlarda dinliyor tabi. Rus çete başı diyor ki, -“biz bu esirleri ne yapalım, bir işe de yaramazlar zaten ihtiyar bunlar çalışamazlar. En iyisi biz bunları sabun fabrikasına götürüp sabun yapalım.” Bizim ihtiyarlardan biri bunları duyar, hemen kafasını pencereden uzatıp şöyle diyor. -“Ola götürün sabun yapın. Köpürenin anassi….”

Anam Öldi

Erzurumlunun biri eşşeği ile yolda giderken teröristleri görür. Ne yapacağını şaşırır ve eşşeğin altına saklanır. Terörist gelir adama sorar: "Neydirsen ola burda" Adam cevap verir: Ben bu eşşegin kuruguyam (eşeğin yavrusuyum) Terörist eşşeğe bakar derki: "Ama bu eşşek erkek" Adam cevap verir: "Bilirem anam öldi de babamınan dolaniram"

Zuggum Dutsun

Yaklaşan seçimler genç kaymakamda derin bir merak uyandırır. Köylü hangi partiden yana oy kullanacaktır? Kasaba bürokratlarından bir kaçını da ardına takan kaymakam bir dağ köyüne doğru yola koyulur. Mevsim bahar, suların coşkun zamanı.. Köyün altından akan dere bir türlü geçit vermez. Kaymakam bağır çağır köy muhtarına sesini duyurur; muhtar gelir davetsiz misafirleri sırtlayarak teker teker sudan geçirir. Konuklar köy odasında ikramlandıktan sonra kaymakam muhtarı yoklar. "-Seçimlere de bir şey kalmadı muhtar, köylünün oyları bu sefer iktidara mı gider yoksa muhalefete mi? Muhtar içini çeker: "- Kaymakam bey bugün sizi sırtlayıp geçirdiğim dere var ya, geçenlerde keza merkezinden hanımlarımla dönerken yine o su karşımıza çıktı. Çaresiz sıra ile hanımları sırtlayıp karşıya geçirmem gerekti. Suyun tam ortasında zorlanırken küçük hanım "Efendi ne dersen, böyük hanım mı daha hafif yoksa ben mi? Diye sormaz mı? Zaten burnumdan soliram, dedim ki: "-O ki, ik(ini)z de beni eşşek edip dalıma (sırtıma)bindiz; seni de zuggum dutsun, oni da..!

Kasap

Ehmet eminin iri bir köpeği varmış ; Adı kasap. Ehmet emi önde kasap arkada eve doğru gidiyorlar. Üç kümbetlere dönünce kasap biraz arkada kalıyor.Kasap Kasap dükkanın önünde etlere bakarken dükkan sahibi köpeği kovmak için dışarı çıkar. Ehmet emi köpeği kasabın geride kaldığını görünce ; seslenir kasap kasap diye .Dükkandan çıkan kasap emi kendisine seslenildiğini sanır,ve buyur bey der.Ehmet emi sene demedim efendi benim itin adı kasap . Kasap emi; ula zalım başka ad bulamadınmı da kasap goydun.

Hele Bene Bir Bah

Almanyada Hans Müslüman olmuş. Kurban kesmiş ama yüzememiş. O arada oradan geçen bir Almana: "Baksana, bu koyunu nasıl yüzeceğim, biliyor musun?" demiş. Alman: "Ben ne bileyim. Onu Müslümanlar bilir. Çünkü onlar her yıl kurban keserler. Şu ilerde Türklerin gittiği bir kahve var. Oraya git sor" diye cevap vermiş. Hans elinde bıçak tarif edilen kahveye girmiş ve: "İçinizde Müslüman var mı?" diye sormuş. Kahvede de Erzurumlu ile Karslı oturuyorlarmış. Bakmışlarki üstü başı kan içinde, elinde kanlı bıçak iri-yarı bir Alman. Korkmuşlar tabii. Erzurumlu hemen ayağa kalkmış ve Karslıyı göstererek: "Ahan bu Müslüman" demiş. Karslı korkudan süklüm püklüm ayağa kalkarak: "Gardaş hele bene bir bah... Bende müslüman sufatı var mi?" demiş.

Havasını Çekirem

TErzurumlu dadaşın biri İngilterenin Londra kentinde gurbette imiş.İşten evine dönmek üzere iken yolun kenarında park etmekte olan 25 plakalı bi araba görmüş.Eğilmiş ve tekerleğin havasını içine çekmeye başlamış.ordan geçen bi polis yanına gelerek; - ne yapıyosun burda? Tabi ingilizce konuşuyomuş.Ne sölediğini anlamayan dadaş içine çekmeye devam ediyormuş.Polis gene bağırmış.Bunun üzerine dadaşta sinirlenmiş; -Git len başımdan memleketimin havasını içime çekirem

Dadaşla Meleğin Pazarlığı

Erzurumlunun biri büyük bir çukura düşer başlar bağırmaya - çimse yokmu çimse yokmu beni kurtaracak çimse yokmu? İmdada bir melek yetişir ve derki seni üç şartla oradan çıkarırım - bir içkiyi iki kumarı üç karı kız ayağını bırakacan Bizim erzurumlu düşünür tekrar başlar bağırmaya - Başka çimse yokmu, başka çimse yokmu?

Her Yer Aynı

Adamın biri Erzurum`dan köye giderken bir şişe rakı alır köye gider. Köyde yaşlı anası sorar ola oğul bu nedir? -Ana bu romatizma ilacıdı, sakın elleme der. Aradan bir zaman geçer anasının ayakları ağrımaya başlar aklına gelir oğlunun şehirden getirdiği ilaca bakar ve alır rakıyı bir yudum iki yudum derken bayağı içer.Tandır başına gider eleği alır başlar un elemeye o sırada oğlu gelir bakarki anası unu yerlere rastgele elemektedir. -Ana neydirsen unu dışarıya elirsen önündeki tekneye elesene.. -Ola oğul anan için her taraf tekne

Nazik Erzurumlu

İstanbul´a gurbete giden Erzurumlu, dönüşte karısına istanbul´lu hanımların, akşam eve dönen kocalarını, kapıda nasıl karşıladıklarını "Hoş geldin kocacığım, üşümüşsün, yorulmuşsun!" gibi kibar, nazik laflar ettiklerini anlatmış. Belli ki o da karısının kendisini öyle karşılamasını istiyor.... Aksam eve gelmiş, kar, tipi, soğuk, karısı kapıyı açmiş : -Uy kocacığım, it gibi titirirsen der....

Vışşşş devamsız

Trafik lambaları şehre yeni konulmuş.Trafik polisi kırmızı ışıkta geçen teyzeyi durdurur: -Teyze teyze dur nereye gidiyorsun? Vışşşş devamsız, sene ne? Eltimgile gidirem, erimin de heberi var!

Cafer Aga

Erzurum Belediyesinin kuruluş yıllarında fahri olarak her işe koşuşturan Cafer Ağanın bu gayretkeşliğini ödüllendirmek için Ankaraya gidecek heyete onu da yazmışlar. Cafer Ağa bu haberden çok memnun olmuş. Öyle ya ekabir-i memleketten olmasa heyete adını yazarlar mı? Cafer Ağa o akşam eve hergünkünden farklı bir havayla gelince hanımı merak edip sormuş: - Cefer, o gözel sufatın niye ele töhmüş, mosolun asmışsan, bişeye mi sinirlendin? - Ben sinirlenmim kim sinirlensin! Bıhdım usandım. Sohahlar mi temizlenecah, gel Cefer Ağa, çölpühler mi payhlanacah, gel Cefer Ağa. Şindi de Engerede hökümatın işi bozulmuş, gel Cefer Ağa!

Orucumuz Bozulur mu?

Birgün Naim Hocaya sormuşlar; `denize girersek orucumuz bozulur mu?´ diye. Naim Hoca şöyle cevap vermiş; - Ula uşahlar, Remazanda siz denize girersez orucuz bozulmaz. Amma deniz size girerse orucuz bozilir. Ona göre.

90 Dakika

Erzurumspor yenilirse küme düşecek, berabere kalır ya da yenerse ligde kalacaktır. Hocadan dua etmesini isterler: - Hocam bi dua et de takım yensin, heç degilse berabere galsın. Hoca dua eder. Maçın 90 dakikası berabere biter ama Erzurumspor uzatmalarda bir gol yer ve küme düşer. Taraftarlar: - Ne biçim dua ettin" diye Hocaya çıkışırlar. Hoca: - Ula uşah ben 90 dekke için dua ettim. Ne bülim gavat uzadacah!.

Kokar Onlar

Sark hizmetini yapmak üzere Erzuruma atanmış bir memur, bir ikindi vakti Dere mahallesinde yüksekçe bir yere çıkmış, otlaktan dönen, evlere dağılan inek nahirini seyrediyordu. Yanında da mahalleden yaşlıca bir ihtiyar vardi. O sırada bir kaç kadin mayislari toplayip yogurmaya, yassiltip duvara yapistirmaya basladilar. Bunu merakla izleyen memur yanindaki yasli ihtiyara: Erzurumda her tarafta tezek gördügünü bunlarin gübre olarak niye kullanilmadigini sorunca, yasli adam: -Beg, sen o tezegi ele çoh agzan alma, oni biz gisin yahirih. -Peki su kadnlarla nasıl yatıyorsunuz, hepsi bok kokar onların? -Asil merifet onnarnan yatmahda, sizin garilarnan herkes yatar!

Dalımız Gızsın

Erzurumlu cehennemi boylamıştır ama şikayetçi değildir. Hatta memnundur. Kapıyı sık sık açan ve açık bırakanlara rica eder: - Aman, nevolur kapıyi mökkem örtün de bir dalımız gızsın.

Denk Gelmiş

Kurtuluş Savaşı yılları.. Doğu cephesi ile telefon görüşmesi birden kesilir. Arıza ekibi Erzurum dan yola çıkar kontrol ede ede Teyo nun tarlasına bir gelirler ki yüz elli telefon ireği yerde, Teyo hışımla ekin biçiyor.-Pehlüvan kolay gelsin de.. Direkler?-Ola oğul cepheye gidecağam dedim ambu tarlayi da biçim ele gidim. Ferğinde degilem demah tırpana denk gelmiş!

Ne Çağırısan Yermi Var Burada

 Deprem olur erzurmda dadaşım masanın altına girer yanında karslı misafiri de girer bizm dadaş masnın altında başlar ya hacıbaba ya kırklar ya on ikler ya melekler demeye karsılı tacedin emide bağırarak ola dadaş ne seslirsen bütün akrabalarını aha bu masanın altında yermi var ikimiz zor sığmışız zaten eyee

Ben Diyirem

Tortum un köylerinden birine Kaymakam bir köprü yaptırır. Ancak köprü biraz alçak olduğu için buradan geçen eşeklerin kulaklarına sürtünür. Tortumlu da eline bir bıçak alarak eşeğin kulağının sürtündüğü yerleri oymaya başlar. Tam bu sırada Kaymakam yanına gelir ve niye köprüyü oyduğunu sorar. Tortumlu da eşeğinin kulakları sürttüğü için bunu yaptığını söyleyince Kaymakam:-Köprüyü oyacağına eşeğin ayaklarına gelen yeri kazısana,der. Tortumlu şöyle bir bakar:-Bir de ohumuş adamsan Gaymagam beg, ben diyirem gulahlari... sen diyirsen ayahlari!

Dalan Gudik Dırmanir

Omuzları tilki kürklü bir hanımefendi Cumhuriyet caddesinde yürürken dadaşım yanına gelir:  Baci ,baci dalan gudik dırmanir. Kadın kendisine laf atıldığını düşünerek: -Terbiyesiz, der. Dadaşım bozulur : - Benene kıtlarsa kıtlasın ! 

Helbet

Gürcükapıda sıra sıra müşteri bekleyen faytonlardan birine kibar bir adam yanaşarak faytoncuyan -binebilir miyim- diye sorunca faytoncu: Helbetde binebülürsen, dedikten sonra kendi kendine söylenmeye başlar:-Vola bu dünyada da ne tevür adamlar var; hem para verir hem de binebülürmiyem diye sorir. Sormiya ne lüzüm, parasıni verdıhdan sonra teyyariya bile binebülürsen!

Cırbıt

Dadaşın biri sinemada romantik bir film izlemiş, filmin bir sahnesinde genç erkek kıza iltifat ederek
-Sevgilim gözlerinden bütün İstanbulu görüyorum
der. Film mutlu sonla sonuçlanır, dadaş evine gelir ve uyur. Sabah kalktığında akşamki romantik filmdeki gencin sözü aklına gelir ve ramontizm olsun diye hanımına sorar:
-Gız gözlerimde ne görirsen
Hanımı buna sinirlenir ve cevap verir:
-vıış Torpağ başşan devamsız, ne görecam cırbıt görirem der.

Copyright © 2009-2010 Gözebaşı Köyü

Tasarım ve uygulama: Turhan